Katledilen HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın anıldı

7.07.2018

DİYARBAKIR - İHD Diyarbakır Şubesi ve Kayıp yakınlarının ‘Kayıplar Bulunsun Failler yargılansın’ sloganıyla gerçekleştirdikleri eylemin 491’incisi gerçekleştirildi. Eylemde, 1991 yılında Diyarbakır’daki evinden gece yarısı silahlı-telsizli ve kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce alıkonulduktan 2 gün sonra işkence edilerek katledilmiş cenazesi bulunan İHD Üyesi ve HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın anılarak, faillerinin bulunup cezalandırılması talep edildi. 

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla her hafta düzenledikleri oturma eyleminin 491’incisini gerçekleştirdi. Diyarbakır Valiliği tarafından, Koşuyolu Parkı’ndaki İnsan Hakları Anıtı önünde yaklaşık 2 yıldır gerçekleştirilmesine izin verilmeyen eylem, geçmiş haftalarda olduğu gibi İHD Diyarbakır Şube binasında gerçekleştirildi. Eyleme, İHD Genel Başkan Yardımcısı Raci Bilici, Bölge Temsilcisi Abdusselam İnceören, Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun ile şube yönetici ve üyeleri, kayıp yakınları ve insan hakları aktivistleri katıldı. Eylemde, 1991 yılında Diyarbakır’daki evinden gece yarısı silahlı-telsizli ve kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce alıkonulduktan 2 gün sonra işkence edilerek katledilmiş cenazesi bulunan İHD Üyesi ve HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın anılarak, faillerinin bulunup cezalandırılması talep edildi. 

Bilici: Vedat Aydın, JİTEM’in hedefindeydi

Eylemde Kürtçe konuşan İHD Genel Başkan Yardımcısı Raci Bilici, Vedat Aydın'ı katledilişinin 27'nci yılında andıklarını belirterek, İHD Diyarbakır Şubesi’nin kurucularından ve yöneticilerinden de olan Aydın’ın katledilmesinin, Kürt meselesinin bir halka karşı topyekûn savaş yoluyla çözülmek istendiğinin ilanı olduğunu vurguladı. 1990’lar boyunca Türkiye ve bölgede işlenen sayısız cinayet, işkence ve gözaltında kayıp vakası için Vedat Aydın cinayetinin adeta bir prototip olduğuna dikkat çeken Bilici, “Kaçırma biçimi, işkence edilmesi ve ardından cenazesine saldırılması, o yıllar için tüm vakalarda ortaktır" dedi. Bilici, Aydın’ın insan hakları, demokrasi ve özgürlük mücadelesini kamusal alanda tüm hukuk imkânlarını kullanarak başarılı biçimde yürüttüğü için JİTEM'in hedefi olduğunu ifade etti. 

Zeytun: Vedat Aydın, insan hakları mücadelesinin bir neferidir

Bilici’nin ardından konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun ise, Aydın’ın insan hakları mücadelesinin önemli bir neferi olduğunu belirterek “Bütün faili meçhuller, gözaltında kayıplar, işkenceler aydınlatılmadıkça, bu işleri yapan örgütlenme deşifre edilmedikçe aynı kapıların kapandığını öne sürmek imkânsızdır. Aydın'ı öldürerek insan hakları mücadelesini bitireceklerini sanıyorlardı ama bitmedi. Biz de Aydın şahsında hak hukuk anlamındaki mücadelenin takipçisi olacağız." diye konuştu.

27 yıl geçti, failler hala bulunamadı

Daha sonra İHD Diyarbakır Şubesi Kayıplar Komisyonu Üyesi Avukat Hasan Yalçın, hazırlanan basın metnini okudu. Yalçın’ın yaptığı açıklama metni şu şekilde:

“Vedat AYDIN, 1953 yılında Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Kürthacı köyünde dünyaya geldi. 1979’da Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu. 12 Eylül döneminde tutuklanıp dört yıl hapis yattı. 

Vedat Aydın, 28 Ekim 1990 tarihinde Ankara’da gerçekleşen İnsan Hakları Derneği (İHD) 3. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı Kürtçe konuşma nedeniyle tutuklandı. Hakkında açılan soruşturma kapsamında bir süre hapishanede kaldı. Ardından 1991 yılı haziran ayında yapılan Diyarbakır HEP il kongresinde İl Başkanı oldu.

5 Temmuz 1991 tarihinde, gece yarısı evinin kapısı çalındı. Silahlı, elinde telsiz bulunan ve kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce “ifaden alınacak” denilerek götürüldü. Ailesi ve avukatlarının girişimlerine karşılık, gözaltına alındığı kabul edilmedi. 7 Temmuz 1991 tarihinde, Elazığ ili Maden ilçesi yakınlarında bir köprü altında vahşice işkence edilmiş cesedi bulundu. Defnedilmek üzere, 10 Temmuz 1991 tarihinde cenazesinin getirildiği Diyarbakır’da yüzlerce araçlık konvoy ve on binlerce kişi tarafından karşılandı. Cenazeye katılanlara ateş açıldı, olaylar çıktı. Olaylarda, en az 8 kişi yaşamını yitirdi. Aralarında milletvekilleri ve gazetecilerin de bulunduğu yüzlerce kişi yaralandı. 

Cinayet soruşturmasında, 20 yıl boyunca faillerin kimliği tespit edilmeyip, arpa boyu kadar bir yol alınamadı. Tam 20 yıl sonra, Aydın’ın Eşi Şükran Aydın emniyete çağrıldı. Kendisine "Gece eve gelenler bunlar mıydı?" diye soruldu. Aydın "20 yıl oldu, nasıl tanıyayım" dedi. Cinayet, halen aydınlatılabilmiş değil. İşkenceci failler halen yargı karşısına çıkarılmamış, halen cezalandırılmamıştır.

Vedat Aydın’ın insan hakları ve özgürlüklerin sağlanması temelinde vermiş olduğu demokratik ve siyasi mücadele, devlet içerisinde organize olmuş karanlık yapılar tarafından hedef alındı. Yıllar sonra bu yapıların deşifre olması ve bu yapılarda yer alan şahısların işlenen cinayetlerle ilgili itirafları da, bu gerçeğe işaret ediyordu. Bu nedenle, açık bir şekilde faillerin meçhul değil, belli olduğunu ifade etmek istiyoruz.

Vedat Aydın’ın katledilişinden tam bir yıl sonra, Kürt aydını ve gazeteci Musa Anter yine aynı odaklar tarafından katledildi. Bugün 90’lı yıllar, zorla kaybetme ve “faili meçhul” cinayetlerin yaşandığı yıllar olarak anılmaktadır. Binlerce kaybedilen insanın akıbeti hala meçhul. “Faili meçhul” cinayete kurban gitmiş binlerce kişinin cenazeleri ise bugün, bölge coğrafyasına yayılmış toplu mezarlardan çıkmaktadır. Açılan soruşturma ve dava dosyaları, zaman aşımı devreye konularak adliye raflarında adeta çürümeye bırakılmaktadır. 

Binlerce insanın zorla kaybedildiği, akıbetlerinin henüz ortaya çıkarılmadığı ve faillerinin yargı karşısına çıkarılmadığı bir ülkede, insan haklarından ve hukuktan bahsetmek mümkün değildir. Biz insan hakları savunucuları olarak, yıllardır kayıp yakınları ile birlikte vermiş olduğumuz mücadelede de hep ifade ettik. Bu vesileyle bir kez daha yinelemek istiyoruz. Diyoruz ki; yargı organlarında cezasızlığın yaygınlaşmış hali artık son bulmalıdır. Soruşturma ve davalar etkin bir şekilde yapılmalı, zorla kaybetmelere dair devlet elindeki tüm arşivleri kamuoyu ile paylaşmalıdır. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zamanaşımı kaldırılmalıdır. Adaletin tesisi için failler yargı önüne mutlaka çıkarılmalı ve hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır.  

Vedat Aydın’ın mücadeleci tarzı ve kişiliği, aradan geçen 27 yıla rağmen biz insan hakları savunucularına, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü sağlama mücadelemize güç vermektedir. Bu temelde Vedat Aydın’ı ve cenaze törenine katılıp çıkan olaylarda yaşamını yitiren yurttaşları saygıyla yâd ediyoruz.”

Yapılan açılamaların ardından Vedat Aydın ve tüm kayıplar için otuma eylemi gerçekleştirildi.