2025 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU

2025 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU

2025 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU

İHD Diyarbakır Şubesi olarak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 2025 yılı boyunca yaşanan insan hakları ihlallerini değerlendirdiğimiz yıllık raporumuzu, şubemizde gerçekleştirdiğimiz basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladık. Toplantıya Eşbaşkanlarımız Cihan Aydın ve Oya Ersoy ile MYK ve yönetim kurulu üyelerimiz katıldı.

Raporun değerlendirme kısmını Şube başkanımız Ercan Yılmaz, okudu.

Değerli basın emekçileri;

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 2025 yılı boyunca yaşanan insan hakları ihlallerine ilişkin olarak; şubelerimize yapılan başvurular, sahada yürütülen izleme faaliyetleri ve basına yansıyan bilgiler doğrultusunda hazırladığımız rapor ve değerlendirmeyi kamuoyuyla paylaşmak üzere bir aradayız.

2025 yılı boyunca tespit edebildiğimiz insan hakları ihlalleri birlikte değerlendirildiğinde, Bölgede yaşanan hak ihlallerinin münferit olaylar olmaktan ziyade belirli alanlarda yoğunlaşarak süreklilik gösterdiği ve sistematik bir hal aldığı görülmektedir. Önceki yıllarda olduğu gibi 2025 yılında da güvenlik merkezli politikalar, ayrımcı ve dışlayıcı söylemlerle birleşerek özellikle Bölge halkı üzerindeki baskıyı artırmış; bunun sonucu olarak çeşitli alanlarda insan hakları ihlalinin yaşanmasına neden olmuştur.

Özellikle toplumsal muhalefetin en doğal ve evrensel haklarından biri olan ve Anayasa tarafından da güvence altına alınmış olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının keyfi idari kararlarla sınırlandırılması, muhalif siyasetçiler ve hak savunucularına yönelik soruşturma ve tutuklamalar, Bölgede temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin esaslı sorunların devam ettiğini göstermektedir.

2025 yılı içerisinde meydana gelen yaşam hakkına yönelik ihlaller incelendiğinde, Yargısız infaz iddiaları, hapishanelerde yaşanan ölümler ve resmi hata veya ihmal sonucu meydana gelen ölümler gibi kategorilerde yaşam hakkı ihlallerinin farklı biçimlerde sürdüğünü görülecektir. Bunun yanı sıra kuşkulu ölümler ve intihar iddialarının her geçen yıl artması bu vakaların etkili biçimde soruşturulması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Yaşam hakkına yönelik ihlaller yalnızca doğrudan şiddet olaylarıyla sınırlı değildir. İş kazaları sonucu meydana gelen ölümler ve yaralanmalar da Devletin yaşamı koruma yükümlülüğü bağlamında değerlendirilmesi gereken ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. 2025 yılı içerisinde iş kazaları sonucu yaşamını yitiren veya yaralanan işçi sayısındaki artış çalışma yaşamında gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını ve denetimlerin yetersiz kaldığını göstermektedir.

Geride bıraktığımız yıl boyunca işkence ve kötü muamele vakaları da devam etmiştir. Derneğimiz, kamu görevlileri tarafından yurttaşlara yönelik hapishanelerde, gözaltı merkezlerinde ve gözaltı yerleri dışında işkence, kötü muamele ve onur kırıcı davranışlarda bulunulduğunu tespit etmiştir. Bunun yanı sıra yıl içerisinde çok sayıda yurttaşın kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan kişilerce kaçırılarak tehdit edildiği ve ajanlık dayatmasıyla karşı karşıya kaldığı gibi ciddi iddialar da rapor kapsamına girmiştir. İşkencenin fiziki ve psikolojik türünün birlikte işlendiği bu ağır insan hakkı ihlaline karşı yapmış olduğumuz hukuki ve idari girişimlerin devam edeceğini belirtmek isteriz.

 

2025 yılı içerisinde kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yönelik ihlaller de yoğun biçimde devam etmiştir. Bölge kentlerinde en az 588 yurttaş gözaltına alınmış, bunların en az 81’i tutuklanmıştır. Aynı süreçte çok sayıda ev baskını gerçekleştirilmiş ve soruşturmalar kapsamında birçok yurttaşın özgürlüğü kısıtlanmıştır. Bu uygulamalar çoğu zaman ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken faaliyetler nedeniyle gerçekleşmiştir. Yurttaşların düşüncelerini açıklamaları nedeniyle haklarında soruşturmalar açılmış, ceza davaları yürütülmüş, yargılama süreçleri adeta bir cezalandırma gibi işletilmiş ve yürütülen davalar neticesinde cezalar verilmiştir. Basın kuruluşları ve dernek binalarına yönelik baskınlar, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün kullanımının baskı altında olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra özellikle Kürtçe özelinde anadilini kullanma özgürlüğüne yönelik ihlallerin de devam ettiği görülmektedir.

Geride bıraktığımız yıl boyunca mahpuslara yönelik hak ihlalleri şiddetini artırarak sürmüştür. Mahpusların istekleri dışında başka hapishanelere sevk edilmesi, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar, haberleşme ve sosyal etkinlik haklarının engellenmesi gibi birçok konuda sistematik ihlaller tespit edilmiştir. 2025 yılında mahpuslar hakkında verilen disiplin cezaları ve infaz erteleme uygulamaları mahpusların özgürlüklerine yönelik ek sınırlamalar yaratmaktadır. Yeni tip hapishaneler ile yaygınlaşan tecrit ve izolasyon uygulamaları, mahpusların dış dünya ile iletişiminin neredeyse tamamen ortadan kalkmasına neden olarak ruhsal sağlık problemlerinin artmasına neden olmaktadır.

Kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetleri 2025 yılında da devam etmiştir. Bölge genelinde çok sayıda kadın aile içi şiddet sonucu yaşamını yitirmiş veya yaralanmıştır. Aynı şekilde çocuklara yönelik istismar ve şiddet vakaları da rapor kapsamında tespit edilmiştir. Kadınların ve çocukların maruz kaldığı bu ihlaller, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve yetersiz koruma politikalarının sonuçları olarak değerlendirilmelidir.

2025 yılı kapsamında yapmış olduğumuz izleme, değerlendirme ve raporlama verileri birlikte değerlendirildiğinde bölgede en az 2671 insan hakları ihlali tespit edilmiştir. Bu tablo, hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin köklü ve yapısal sorunların varlığını ortaya koymaktadır. Yaşam hakkından ifade özgürlüğüne, hapishanelerde yaşanan ihlallerden ekonomik ve sosyal haklara kadar geniş bir alanda ihlallerin sürmesi, kamu gücünü elinde bulunduranların insan haklarına saygı ilkesine ne kadar riayet ettiğinin en bariz göstergesidir.

Değerli Basın Emekçileri,

Coğrafyamızda yaşanan insan hakları ihlallerini değerlendirirken Kürt meselesinin tarihsel ve siyasal bağlamını göz ardı etmek mümkün değildir. Uzun yıllardır sürdürülen güvenlik merkezli politikalar, temel hak ve özgürlüklerin kullanımını doğrudan etkilemiş; ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve siyasal katılım hakları üzerinde ciddi sınırlamalar yaratmıştır. Bu nedenle Bölgede yaşanan hak ihlallerinin önemli bir bölümü Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülememiş olmasıyla yakından ilişkilidir.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Türkiye’de Kürt meselesinin demokratik yol ve yöntemlerle çözümüne ilişkin olumlu havanın uzun yıllardır devam eden çatışmalı sürecin sona erdirilmesi açısından önemli bir fırsat olarak gördüğümüzü bir kez daha belirtmek isteriz. Çatışmalı ortamın sona ermesine yönelik atılan tarihi adımlar, taraflar arasında yürütülen temaslar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulan Komisyon eliyle yürütülen çalışmalar, Kürt Meselesinin diyalog ve müzakere yöntemleriyle ele alınabileceğine dair beklentiyi güçlendirmiştir. Ortaya çıkan bu beklentiye karşılık devam eden sürecin henüz yurttaşların bireysel ve kolektif haklarını kullanmasına olumlu bir etki yapmamış olması, sürecin farklı toplumsal kesimlerin, katılımına yeterince açık biçimde yürütülmemesi; şeffaflık konusunda ortaya çıkan eksiklikler ve kamuoyunun düzenli biçimde bilgilendirilmemesi gibi nedenler sürece olan güvensizliği artırmaktadır.

Devam eden sürecinin toplumsal barışın sağlanmasına katkı sunabilmesi için yurttaşların bu surecin etkilerini olumlu anlamada hissetmeleri gerektiğini belirtmek isteriz. Hapishanelerde yaşanan ağır insan hakkı ihlalleri, Anaysa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararlarının uygulanmaması, demokratik siyaset alanını daraltan politikalar, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik baskılar, tutuklamalar ve kayyım uygulamaları devam ettiği sürece bu sürecinin toplumsal güven üretmesi güçleşmektedir. Bu nedenle uzun yıllardır sistematik bir şekilde yaşanan insan hakları ihlallerinin son bulması sağlayacak tedbirlerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan kalıcı ve onurlu bir barışın inşası, yalnızca mevcut çatışma ortamının sona ermesi ve artık hakların ihlal edilmediği bir ülke ile değil, geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşilmesiyle mümkündür. Türkiye’de 40 yılı aşkın süre devam eden çatışmalı süreç sırasında yaşanan zorla kaybetmeler, faili meçhul cinayetler, zorunlu göç ve sistematik hak ihlalleri toplumda derin ve onarılması güç yaralar bırakmıştır. Bu ihlallerle gerçek anlamda yüzleşilmeden ve mağdurların adalet talepleri karşılanmadan toplumsal barışın kalıcı biçimde tesis edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hakikatle yüzleşme, adaletin sağlanması ve mağdurların zararlarının giderilmesini içeren kapsamlı bir geçiş dönemi adaleti yaklaşımı, barış sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.

Kürt meselesi bağlamında insan hakları tartışmalarının bir diğer önemli boyutu ise “umut hakkı”dır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konudaki içtihadı açık olup, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen mahpusların belirli bir süre sonra özgürlük ihtimalinin değerlendirilmesini güvence altına almaktadır. Buna rağmen Türkiye’de umut hakkının uygulanmasına yönelik herhangi bir yasal düzenleme yapılmamış ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının gereği yerine getirilmemiştir. Bu durum yalnızca bireysel başvurular bakımından değil, aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin uygulanması bakımından da ciddi bir sorun teşkil etmektedir.

Umut hakkı tartışması aynı zamanda Kürt meselesinin barışçıl çözümü ve toplumsal barışın inşasıyla da doğrudan bağlantılıdır. Uzun yıllardır devam eden çatışmalı sürecin sona erdirilmesi ve barışın güçlenmesi için hukuki güvencelerin oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda umut hakkına ilişkin uluslararası insan hakları standartlarının uygulanması, yalnızca bireysel bir hakkın teslim edilmesi anlamına gelmemekte; aynı zamanda hukukun üstünlüğüne dayalı bir çözüm iradesinin güçlenmesine katkı sunmaktadır. İnsan haklarına dayalı kalıcı bir barışın tesis edilebilmesi için uluslararası yargı kararlarına uyulması ve hukuki yükümlülüklerin eksiksiz biçimde yerine getirilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak; yürütülmekte olan çözüm süreci, Türkiye’de uzun yıllardır devam eden çatışmalı dönemin sona erdirilmesi bakımından önemli bir imkân sunmakla birlikte; sürecin şeffaf, katılımcı ve hukuki güvencelere dayalı bir biçimde ilerlemesi büyük önem taşımaktadır. İnsan haklarına dayalı bir barışın tesis edilebilmesi için demokratikleşme yönünde somut adımların atılması, geçmişte yaşanan ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmesi ve toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil edilmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde hem Kürt meselesinin demokratik çözümü hem de insan haklarının kalıcı biçimde güvence altına alınması mümkün olacaktır.

Ardından raporun bilanço kısmını İHD Bölge Temsilcimiz Tahir Saçaklı okudu.

Yaşam Hakkı İhlalleri

•Bölge kentlerinde “keyfi öldürme, silah ve orantısız güç kullanma, dur ihtarına uymama” Yargısız infaz” sonucu kolluk güçleri tarafından açılan ateşle en az 2 yurttaş yaşamını yitirdi, en az 4 yurttaş yaralandı.

•Bölge hapishanelerinde çeşitli hastalıklar veya intihar ettiği iddiasıyla en az 12 mahpus yaşamını yitirdi, en az 1 yurttaş ise gözaltında yaşamını yitirdi.

•Resmi hata ve ihmaller sonucu en az 6 yurttaş yaşamını yitirirken en az 317 yurttaş çeşitli şekillerde yaralandı.

•Bölge kentlerinde en az 4 kolluk görevlisi intihar iddiasıyla şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

•Bölge kentlerinde en az 1 siyasi parti üyesi, 2 öğretmen, 3 doktor, 3 sağlık görevlisi, 3 gazeteci, 4 üniversite öğrencisi, 1 özel güvenlik görevlisi saldırıya uğradı, en az 1 öğretmen ve 1 yerel yönetici ise saldırılar sonucu yaşamını yitirdi.

•Bölge kentlerinde ve sınır ötesi yaşanan çatışmalarda en az 19 kolluk görevlisi yaşamını yitirirken, en az 27 silahlı militan yaşamını yitirdi.

***

Not: En az 238 militanın 2025 yılı öncesindeki çatışmalarda hayatını kaybettiği, ancak kimlik bilgilerinin resmi olarak ilk kez 2025 yılında kamuoyuyla paylaşıldığı tespit edilmiştir. Söz konusu veriler, dönemsel karşılaştırmaların doğruluğunu korumak adına mevcut yıl bilançosuna dahil edilmemiştir.

•Bölge kentlerinde 15 çocuk, 51 kadın, 19 erkek olmak üzere; en az 85 yurttaş şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

***

Yukarıda belirtmiş olduğumuz tüm veriler doğrultusunda bölgede yaşam hakkına yönelik ihlaller sonucu 23 kolluk görevlisi, 27 silahlı militan ve 23 sivil olmak üzere en az 73 kişi yaşamını yitirirken, en az 338 yurttaş çeşitli şekillerde yaralandı.

Çatışmalı Ortamda Meydan Gelen İhlaller ise şu şekilde:

•Bölgede 4 kent ve bağlı ilçe sınırlarında bulunan yüzlerce alanı kapsamına alacak şekilde 19 defa özel güvenlik bölgesi ilan edildi.

•Örgüt militanlarına ait en az 3 cenaze ailesine teslim edilmedi, en az 3 militanın cenazesi çeşitli girişimlere rağmen ailesine geç teslim edildi. Militanlara ait mezarların bulunduğu en az 3 mezarlığa saldırı gerçekleşti.

•Bölge kentlerinde en az 3 toplu mezar bulunduğu iddiasına ilişkin yetkili merci ve sivil toplum örgütleri tarafından incelemeler yapıldı.

Kadınların Yaşam Haklarına Yönelik İhlaller

•Aile içi şiddet sonucu en az 2 kadın intihar girişiminde bulundu, 33 kadın yaşamını yitirdi, 7 kadın çeşitli şekillerde yaralandı.

•Toplumsal alanda uğradığı saldırı sonucu en az 7 kadın yaşamını yitirdi, 5 kadın yaralandı. En az 2 kadına yönelik cinsel saldırı gerçekleşirken, en az 4 kadın fuhuş yapmaya zorlandı.

**

Bölgede kadın yaşam hakkına yönelik saldırılar sonucu 51’i şüpheli, 33’ü aile içi, 7’si toplumsal alanda şiddet sonucu en az 91 kadın yaşamını yitirdi.

Çocukların Yaşam Haklarına Yönelik İhlaller

•Bölge kentlerinde en az 1 çocuk intihar teşebbüsünde bulundu.

•Bölgede en az 1 çocuk aile içi şiddette maruz kalırken, en az 11 çocuk ise cinsel istismara maruz kaldı.

•Toplumsal alanda şiddet sonucu en az 6 çocuk yaşamını yitirdi, en az 3 çocuk yaralandı. Toplumsal alanda en az 31 çocuk cinsel istismara maruz kaldı, 2 çocuk ise fuhuş yapmaya zorlandı.

•Bölgede en az 3 çocuk kolluk görevlilerinin şiddetine maruz kalırken, en az 1 çocuk okulda şiddete uğradı.

İşkence Yasağına Yönelik İhlaller

•Bölgede en az 6 yurttaş gözaltında, 273 yurttaş gözaltı yerleri dışında (sokak, ev baskını) işkence ve kötü muameleye maruz kalırken, en az 38 mahpus hapishanelerde işkence ve kötü muameleye maruz kaldı.

•En az 17yurttaş kolluk görevlilerinin ajanlık dayatmalarına maruz kalırken, 7 kişi ise tehdit edildi.

***

Bölgede çocuklarında aralarında bulunduğu en az 344 yurttaş kolluk görevlilerinin işkence ve kötü muamele eylemlerine maruz kaldı.

Kişi Özgürlüğü ve Güvenliğine Yönelik İhlaller

•Bölge kentlerinde en az 8’i çocuk 580 yurttaş gözaltına alındı.

•6’sı çocuk en az 75 yurttaş tutuklandı. En az 1 yurttaş hakkında ev hapsi kararı verildi.

•Bölgede en az 131 ev/iş yeri baskına uğradı.

Düşünce ve İfade Özgürlüğüne Yönelik İhlaller

•Bölgede en az 5 etkinliğin gösterimi yasaklandı.

•En az 6 kitap/basılı yayın hakkında toplatma kararı alındı.

•Bölge de bulunan mahkeme ve hakimliklerce en az 11 haber sitesi hakkında erişim engeli kararı alındı.

•54 soruşturma dosyasında, en az 170 yurttaş hakkında soruşturma başlatıldı.

•13 dava dosyasında 45 yurttaş hakkında dava açıldı.

•Aralarında siyasetçi, gazetecilerin bulunduğu 35 dosyada 76 yurttaş hakkında değişik hapis ve para cezaları verildi.

•Bölgede en az 2 dernek, 1 belediye binası saldırı veya baskına uğradı.

Toplantı ve Gösteri Özgürlüğüne Yönelik İhlaller

•Kolluk görevlileri tarafından en az 24 toplantı ve gösteriye müdahale edildi.

•Valilik ve kaymakamlıklarca en az 2 toplantı ve gösteri iptal edildi.

•Bölgenin 5 kentinde valilik tarafından en az 6 kez günler süren toplantı ve gösteri yürüyüşlerine dair yasaklama kararı aldı.

Hapishanelerde Yaşanan Hak İhlalleri

•Hapishanelerde en az 16 mahpus istekleri dışında, gerekçe gösterilmeden veya çeşitli gerekçelerle başkaca hapishanelere sevk edildi.

•En az 19 mahpusun sağlık hakkı, en az 3 mahpusun haberleşme, en az 5 mahpusun ise sosyal etkinlik hakları ihlal edildi.

•En az 5 mahpus hakkında soruşturma başlatıldı, ez 3 mahpusa disiplin cezası verildi.

•En az 18 mahpusun infazı çeşitli gerekçelerle (kurula çıkmadığı, disiplin cezası, pişman olmadığı, dini ve milli günlerde törene katılmadığı) ertelendi.

Ekonomik ve Sosyal Haklara Yönelik İhlaller

•İş güvenliğinin sağlanmadığı çalışma koşullarında yaşanan kazalarda en az 11 çocuk ve 104 yetişkin işçi yaşamını yitirdi, 4 çocuk ve 47 işçi ise yaralandı.

•En az 140 işçi işten çıkarıldı, en az 1 kişi hakkında idari soruşturma başlatıldı, en az 27 işçinin ücreti verilmedi.

Ayrımcılık

•En az 1 kişi dini inancı nedeniyle saldırıya uğradı, en az 4 olayda etnik köken nedeniyle şahıslar ve spor takımı saldırıya uğradı.

KAYYIM ATAMALARI

•Bölgede 3 belediyeye kayyım atandı.

•SAĞLIK HAKKI İHLALİ: En az 3 yurttaşın sağlık hakkı ihlal edildi.

•KONUT HAKKI İHLALİ: En az 3 yurttaşın konut hakkı ihlal edildi.

•ÇEVRE HAKKI: Bölgede en az 17 orman yangını, maden arama ve ağaç kesimi meydana geldi.

•En az 1 engelli yurttaş hak ihlaline maruz kaldı.

Buna göre bölgede en az 2 bin 671 hak ihlali tespiti yapıldı.

Bilgi Notu: Raporda yer alan bazı veriler, tanık beyanlarına dayandırılan iddialardır. Ancak, ilgili kurum veya kişilerden, iddiaların aksini ispatlayacak beyan ve açıklamalar yapılmadıkça, iddialar doğru ve gerçek olarak kabul edilecektir.

İddialara ilişkin yeni veriler gündeme geldikçe, raporda yer alan ilgili bölümler güncellenecektir. Rapordan çıkarılabilir veya kesinlik kazandırılarak raporda tutulmaya devam edilecektir.

İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ