İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 882. haftasını, Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve hak savunucuları katıldı. Eylemde, gözaltında zorla kaybedilenlerin ve faili meçhul saldırı sonucu katledilenlerin fotoğrafları taşındı. Bu hafta, Viranşehir'de 4 Ocak 1994’te gözaltında zorla kaybedilen Fethi Yıldırım’ın akıbeti soruldu.
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, eylemde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bugün 882. haftadayız. Otuz yılı geride bırakan bir mücadeleden söz ediyoruz. Yıllar akıp geçiyor. Yeni bir yılın içindeyiz. Bu yeni yılın, öncelikle coğrafyamızda ve tüm dünyada barışın, demokrasinin ve insan haklarının esas alındığı bir döneme vesile olmasını diliyor, tüm yurttaşlarımızın yeni yılını kutluyoruz.
Burada geçirdiğimiz günler ve yıllar, kayıp yakınları ve insan hakları mücadelesi yürütenler açısından bir onur mücadelesidir. Ancak aynı zamanda, her hafta burada hikayesini paylaştığımız insanların akıbetinin hala açıklanmamış olması, devleti yönetenler açısından bir utanç dönemidir. Bunun artık son bulması gerekiyor. Adalet arayışımızın devlet ve siyasi iktidarlar tarafından dikkate alınması, özellikle geçmişle yüzleşme konusunda güçlü bir siyasi iradenin ortaya konulması şarttır. Bu siyasi irade olmadan, Türkiye’de kronikleşmiş insan hakları sorunlarının çözümü mümkün değildir. Başlanması gereken yer burasıdır.
Hikayelerini paylaştığımız bu insanların hiçbiri adli vakalar ya da kişisel husumetler sonucu yaşamdan koparılmış kişiler değildir. Kürt meselesinin çözümsüzlüğü, zorla kaybetme gerçeğini Türkiye’nin gündemine taşımıştır. Eğer Kürt meselesinin demokratik ve adil bir çözümünü konuşuyorsak, öncelikle geçmişle yüzleşilmesi, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması, zorla kaybedilen insanların akıbetlerinin ortaya çıkarılması ve etkili soruşturmalarla bu suçlara karışan tüm kamu görevlileri ile paramiliter yapıların açığa çıkarılması gerekmektedir. Bu suçları işleyenlerin birçoğunu isim isim biliyoruz. Birçoğu hala günlük hayatın içinde, hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarına devam ediyor. Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları açısından en yaralayıcı meselelerden biri de budur.
Dünyanın birçok yerinde benzer süreçler yaşandı. Birçok ülkede devletler ve onlara bağlı paramiliter güçler, barış, demokrasi ve insan hakları mücadelesi yürütenleri hedef aldı. Zorla kaybetme fiillerini işledi. Ancak yine pek çok ülkede geçmişle yüzleşme sağlandı ve kayıp yakınlarının adalet arayışı başarıya ulaştı. Biz de bu mücadelemizin başarıya ulaşacağına inanıyoruz. Otuz yıldır sürdürdüğümüz bu mücadele, tek bir kayıp ve tek bir faili meçhul cinayet aydınlatılıncaya kadar devam edecektir. Adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz, mücadelede ısrar edeceğiz.”
İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Fırat Akdeniz, Fethi Yıldırım’ın hikayesini okudu: “Urfa ili Viranşehir ilçesinde yaşayan Fethi Yıldırım, dört kardeşin üçüncüsüdür. Viranşehir Lisesi’nden mezun olduktan sonra, 1978–1979 yıllarında ilçe merkezinde meydana gelen bir cinayet nedeniyle tutuklanarak Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne konulmuştur. Yargılama sürecinde, Devrimci Doğu Kültür Dernekleri (DDKD) üyesi olmak ve söz konusu cinayetin faili olmakla suçlanmış, bu kapsamda hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Cezaevinde dört yıl kaldıktan sonra tahliye edildiği gün, zorunlu askerlik hizmetini yapmak üzere Ağrı ili Patnos ilçesine sevk edilmiştir. Burada acemi birliğini tamamladıktan sonra Bolu Askerî Jandarma Tugayı’nda askerlik hizmetini tamamlamış ve ardından Viranşehir’e dönmüştür. Bir süre yalnızca çiftçilikle uğraşan Yıldırım, daha sonra kurulan Demokrasi Partisi’nin (DEP) yönetim kuruluna girerek aktif siyasi faaliyet yürütmeye başlamıştır.
1993 yılı Ekim ayı başlarında, DEP yönetiminde yer alan Mehmet Çakı gözaltına alınmıştır. Çakı, gözaltı sürecinin ardından Yıldırım ailesinin evine gelerek, gözaltında tutulduğu süre boyunca kendisine Fethi Yıldırım hakkında sorular yöneltildiğini söylemiştir. Bu sırada Fethi Yıldırım İstanbul’da bulunmaktadır. Bu gelişmeler üzerine ağabeyi Süleyman Yıldırım, kardeşi Fethi Yıldırım’ı telefonla arayarak yaşananları kendisine aktarmış; bunun üzerine Fethi Yıldırım ertesi gün Viranşehir’e dönmüştür.
Yıldırım, 4 Ocak 1994 akşamı, Almanya’da ikamet eden arkadaşı Abdo Mutlu’nun Viranşehir’e geldiğini, DEP Yönetim Kurulu üyesi olan Ali Kuran ve Naci Kapancılar ile birlikte Mutlu’nun evine gideceklerini ailesine söylemiştir. Saat 17.30 sıralarında evden ayrılarak Abdo Mutlu’nun evine gitmişlerdir. Burada bir süre bulunduktan sonra, Viranşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler tarafından eve baskın düzenlenmiştir. Baskın sırasında ev sahibi Abdo Mutlu ile birlikte Ali Kuran, Naci Kapancılar ve Fethi Yıldırım gözaltına alınmıştır. Aynı gün saat 23.00 sıralarında serbest bırakılan Ali Kuran, Süleyman Yıldırım’ı telefonla arayarak gözaltına alındıklarını, ancak Fethi Yıldırım dışında kendilerinin serbest bırakıldığını bildirmiştir.
Olayın ayrıntılarını öğrenmek amacıyla Süleyman Yıldırım, ertesi gün Ali Kuran ve Naci Kapancılar ile görüşmüştür. Kuran ve Kapancılar, yaşananları şu şekilde aktarmışlardır:
“Evde oturduğumuz sırada İlçe Emniyeti’nden, aralarında Selçuk Uygur, Osman Harman, Alptekin Kartal ve Uğur Avşar isimli polislerin de bulunduğu kalabalık bir grup geldi. Bizi bir araya toplayarak hangimizin Fethi Yıldırım olduğunu sordular. Fethi’nin kim olduğunu öğrendikten sonra dördümüzün de gözlerini bağlayarak götürdüler. Yaklaşık iki saat sonra gözlerimizi açarak önümüze konulan bir tutanağı imzalamamızı istediler. Bu sırada Fethi’nin yanımızda olmadığını fark ettik. Tutanağı imzaladıktan sonra bizi serbest bıraktılar.”
Fethi Yıldırım’ın ailesi, olayın ardından yetkili tüm mercilere başvuruda bulunmuş; ancak herhangi bir yanıt alamamıştır. Bunun üzerine, 26 Ocak 1994 tarihinde adı geçen polisler hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Suç duyurusuna 14 Eylül 1994 tarihinde verilen yanıtta, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 15/3 maddesi uyarınca görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın İlçe İdare Kurulu’na gönderildiği belirtilmiştir. İlçe İdare Kurulu’nun konuya ilişkin verdiği kararı öğrenmek amacıyla Yıldırım ailesi tarafından 15 Eylül 1994 tarihinde başvuruda bulunulmuş; ancak başvuru kabul edilmediği gibi herhangi bir yanıt da verilmemiştir. Fethi Yıldırım’dan bu tarihten sonra bir daha haber alınamamıştır.”
Şimdi de gözaltında zorla kaybedilen Fethi YILDIRIM ve diğer tüm kayıp ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban gidenler için 1 dakikalık oturma eylemine geçiyoruz.
İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ