İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 884. haftasını, Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve hak savunucuları katıldı. Eylemde, gözaltında zorla kaybedilenlerin ve faili meçhul saldırı sonucu katledilenlerin fotoğrafları taşındı. Bu hafta, 19 Ocak 2007 tarihinde, İstanbul’da bir suikast sonucu yaşamını yitiren Hrant Dink anıldı.
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, eylemde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bugün 884. haftadayız, kıymetli arkadaşlar. Yıllardır bu meydanlarda, zorla kaybedilen; devlete bağlı paramiliter güçler tarafından hayattan koparılan insanların hikayelerini paylaşıyoruz. Akıbetlerinin ortaya çıkarılması gerekliliğini ve ailelerin adalet arayışını dile getiriyoruz. Zorla kaybetme gerçeği, Türkiye’de uzun yıllar boyunca sistemli ve programlı bir biçimde uygulanmıştır. Bu süreçte mücadele eden insan hakları savunucuları, gazeteciler ve akademisyenler de devlet şiddetinin farklı biçimlerine maruz kalmıştır.
Bugün, bu isimlerden en sembolik olanlardan biri olan Hrant Dink’i anmak üzere buradayız. Hrant Dink, Türkiye’de her bir yurttaşın eşit vatandaşlık temelinde yaşayabilmesi ve Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşilmesi için uzun yıllar mücadele eden, bu konuda fikirler üreten bir gazeteciydi. Aynı zamanda derneğimizin üyesi olan bir insan hakları savunucusuydu. Maruz kaldığı cinayet, fikirlerinden vazgeçirilmesi amacıyla çok önceden planlanmıştı. Konuştuğu konular ve kamuoyuyla paylaştığı görüşler resmi ideolojiyi rahatsız ettiği için uzun süre tehdit edildi. Ancak tehditlere rağmen dünya görüşünden vazgeçmediği için, hepimizin bildiği gibi, güpegündüz katledildi ve yaşamdan koparıldı.
Hrant Dink bir ilk değildi. Ondan önce Metin Göktepe, Ferhat Tepe, Musa Anter gibi hakikat arayışındaki birçok gazeteci aynı akıbete maruz bırakıldı. Bu cinayetlerin ortak noktası ise, siyasi cinayetleri planlayan ve organize edenlerin etkili bir soruşturmaya tabi tutulmamasıdır.
Hrant Dink dosyasında her ne kadar yargılama yapılmış ve bazı kişiler cezalandırılmış olsa da, gerçek anlamda bir yüzleşmenin sağlanamadığını bir kez daha ifade ediyoruz. Buradan, kayıp yakınları ve sivil toplum örgütleri olarak Hrant Dink’i minnetle andığımızı belirtmek istiyorum.”
Ardından söz alan Diyarbakır Milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Sezgin Tanrıkulu, Hrant Dink cinayetinde ve zorla kaybetmelerde gerçek sorumluların ortaya çıkarılmasının önemine dikkat çekti. “Aradan 19 yıl geçti. Kayıtlara geçmesi açısından bu paylaşımı yapmak istiyorum. 19 Ocak 2007 tarihinde, ben o dönem Diyarbakır Barosu Başkanıydım. İstanbul’da, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ile İnsan Hakları Derneği’nin ortak düzenlediği bir etkinlik vardı. Haliç Otel’de yapılan bu toplantı sırasında, lobide altyazı olarak Hrant Dink’in vurulduğu haberi geçti.
Bulunduğum yer ile Şişli’deki Sebat Apartmanı arasında yaklaşık 200 kilometrelik bir mesafe vardı. Metin Bakkalcı ile birlikte, kendisi Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın bugünkü başkanı, o dönem ise genel sekreteriydi. Hemen olay yerine gittik. Hrant Dink hala yerdeydi, hepimizin hafızasında yer eden o delik ayakkabılarıyla…
Savcı olay yerine gelmişti, ancak henüz avukat arkadaşlar ulaşmamıştı. Ön otopsi yapılmak üzere kendisini Şişli Etfal Hastanesi’ne götürdük. İstanbul’dan diğer meslektaşlar gelince bu görevi devrettik.
Şunu özellikle ifade etmeliyim ki, Hrant Dink bu memleketi, Diyarbakır’ı, bu toprakları ve bu halkı çok seviyordu. Kendini bu coğrafyanın bir parçası olarak görüyordu. 2000’li yıllarda Diyarbakır’da, başta Diyarbakır Barosu olmak üzere birçok kurumun düzenlediği etkinliklere katılmış, konuşmalar yapmış ve görüşlerini paylaşmıştı.
Onun temel düşüncesi şuydu: Tarihten husumet değil, gelecek kuşaklara barış çıkarmalıyız; bir arada yaşamı inşa etmeliyiz. Elbette tarihi unutmamalıyız; ancak tarihten kin ve düşmanlık üretmemeliyiz. Bunu her fırsatta vurgulardı. Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz duygu ve tespit de tam olarak budur.
Bu cinayet planlı bir cinayettir; hepimiz bunu biliyoruz. Hazırlanması, işlenmesi ve yargılanması Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde gerçekleşmiştir. Buna rağmen, hâlâ cinayetin arkasındaki gerçek güçlere ulaşılamamıştır.”
İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu Üyesi Avukat Berfin Elçi, Hrant Dink’in hikayesini okudu: “Hrant Dink, 1954 yılında Malatya’da dünyaya gelir. Hrant ve iki kardeşi Ermeni Protestan Kilisesi'nin çocuk yuvasında yatılı olarak yaşar. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesinde Zooloji eğitimi alır. Bir süre sonra ilkokulda tanıştığı Silopi doğumlu, Ermeni Varto Aşireti'nden Rakel Yağbasan ile evlenen Hrant Dink'in üç çocuğu olur. Birlikte içinde yetiştikleri Tuzla Çocuk Kampı'nın yönetimini üstlenerek pek çok kimsesiz Ermeni çocuğuna sahip çıkarlar. Tuzla Kampı'na "Ermeni militan yetiştirildiği" suçlaması ile devlet tarafından el konması sonrasında, Dink, siyasal görüşleri nedeniyle de üç kez gözaltına alınır ve tutuklanır.
5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayımlanan Agos gazetesinin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlenir. Agos gazetesinin dışında Zaman ve Birgün gazetelerinde yazmaya başlar. Yazılarında Türkiye'deki her etnik topluluğun barış içinde yaşaması gerektiğinin altını çizen Dink, aynı zamanda Ermeni Cemaatinin patrikhane dışında sivil bir merkezi olması gerektiğini söyler.
2002 yılında Urfa'da verdiği bir konferansta "Ben Türk değil Türkiyeliyim ve Ermeniyim" dediği için "Türklüğü aşağılamaktan" üç yıl boyunca yargılanır ve sonra bu davadan beraat eder. Reuters Haber Ajansı’na "Evet 1915’te olan bir soykırımdı çünkü dört bin yıldır bu topraklarda yaşayan bir halk ve onun uygarlığı artık yok" der. Gazeteye verdiği bu demeçten sonra hakkında yine dava açılır. İzleyen süreçte hakkında soruşturmalar ve tehditler çok yoğun şekilde devam eder. Hrant Dink için asıl yoğun yargı sürecinin başlangıç noktasını, kendisi doğrudan dava konusu olmasa da, Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçe'nin Ermeni kökenli olduğuna ve Ermenistan'da akrabalarının bulunduğuna yönelik 6 Şubat 2004'te, kendi imzasıyla Agos'ta yayımlanan Sabiha Gökçen haberi oluşturur.
Hrant Dink 19 Ocak 2007'de Şişli’deki Agos Gazetesi'nin çıkışında, yakın mesafeden atılan üç el silah atışıyla öldürülür. Cinayeti işleyen Ogün Samast, babasının ihbarı üzerine İstanbul’dan Trabzon’a giderken, Samsun Otogarı’nda gözaltına alınır. Üzerinde, cinayette kullandığı silah da bulunur. Emniyette verdiği ifadesinde Trabzon’da 10 genç ile bir süredir atış talimi yaptıklarını söyleyen Samast, diğerlerinden daha iyi silah kullandığı ve daha hızlı koştuğu için kendisinin seçildiğini belirtir. Samast aynı zamanda, cinayette kullandığı silahı ona Yasin Hayal’in verdiğini söyler. Azmettirici Hayal ise cinayeti, dönemin istihbarat görevlisi Erhan Tuncel ile beraber planladıklarını itiraf eder.
Hrant Dink cinayetinde tetiği çeken Ogün Samast cinayeti işlediği sırada 18 yaşını doldurmadığından İstanbul 2.Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır. Mahkeme Samast'a 22 yıl 10 ay hapis cezası verir. Ana davada ise Cinayeti azmettiren Yasin Hayal hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Ahmet İskender ve Ersin Yolcu’ya cinayete yardım etmekten 12 yıl 6’şar ay ceza verilir. Yargıtay kararı eksik inceleme olduğu gerekçesiyle 13 Mayıs 2013 tarihinde bozar. Dink Ailesi soruşturmanın uzun sürmesi, delillerin toplanmaması ve etkili soruşturma yürütülmemesi üzerine AİHM ve Anayasa Mahkemesine başvuru yapar. AİHM ve Anayasa Mahkemesi farklı tarihlerde ihlal kararları verir. İhlal kararları ve Yargıtay bozma ilamı sonrasında aralarında dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, Trabzon İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı, Trabzon İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Metin Yıldız gibi isimlerin bulunduğu 26 sanığa çeşitli sürelerde hapis cezası verilir. 28 sanık ise tüm suçlardan beraat eder.
15 Kasım 2023 tarihinde Hrant Dink’i öldüren Ogün Samast, koşullu salıverilme kapsamında Bolu F Tipi Cezaevi’nden tahliye olur.”
Şimdi de siyasi suikast sonucu öldürülen Hrant Dink ve diğer tüm kayıp ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban gidenler için 1 dakikalık oturma eylemine geçiyoruz.
İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ