885. HAFTA: EBUBEKİR DENİZ VE SERDAR TANIŞ’IN AKIBETİ SORULDU

885. HAFTA: EBUBEKİR DENİZ VE SERDAR TANIŞ’IN AKIBETİ SORULDU

885. HAFTA: EBUBEKİR DENİZ VE SERDAR TANIŞ’IN AKIBETİ SORULDU

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 884. haftasını, Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve hak savunucuları katıldı. Eylemde, gözaltında zorla kaybedilenlerin ve faili meçhul saldırı sonucu katledilenlerin fotoğrafları taşındı. Bu hafta, Şırnak’ın Silopi ilçesinde 25 Ocak 2001’de gözaltında kaybedilen HADEP ilçe yöneticileri Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış’ın akıbeti soruldu.

Her hafta barışçıl şekilde gerçekleştirdiğimiz kayıp yakını eylemimiz, Diyarbakır Valiliği tarafından “Umut Hakkı” mitingi gerekçesiyle alınan yasak kararı kapsamında eylemimizi kolluk güçlerin kalkanları arkasında gerçekleştirdik.

İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Fırat Akdeniz, eylemde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Kar kış demeden, yazın sıcağında, kışın soğuğunda bizleri burada yalnız bırakmayan sivil toplum kuruluşlarına, hak savunucularına ve aktivistlere; hem İnsan Hakları Derneği hem de Kayıp Haklar adına bir kez daha teşekkür ediyorum.

Suriye’nin Halep kentinde; Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin ve Êzidilerin yaşadığı Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde, özellikle HTŞ güçleri tarafından gerçekleştirilen vahşi saldırılar hepimizin hafızalarındadır. Sivil yerleşim alanlarına yönelik ağır bombardımanlar, yasa dışı infazlar, zorla yerinden etmeler, yargısız infazlar, kötü muamele ve işkence görüntüleri ne yazık ki insanlığın gözü önünde yaşanmıştır.

Halep’te başlayan bu saldırılar kısa sürede Suriye’nin diğer bölgelerine yayılmış; özellikle Kürt nüfusunun yoğun olduğu alanlarda başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere sivillere yönelik korkunç uygulamalar hayata geçirilmiştir. Daha önce Suriye’de IŞİD’e karşı mücadele eden ve IŞİD’i büyük bir yenilgiye uğratan Kürtler, bugün maalesef katliamlar ve tehditlerle karşı karşıyadır.

Şengal soykırımının failleri, bugün farklı isimler altında; bölgesel ve uluslararası güçlerin desteğini de alarak Kürtlere yönelik bir soykırım politikası yürütmektedir. Bölgede ortaya çıkan dehşet görüntüleri, savaşın ne kadar ağır insanlık suçları barındırdığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Bir kadın savaşçının infaz edildikten sonra bedeninin bir binadan aşağı atılması; başka bir kadın bedeninin infazdan sonra saçlarının kesilerek sosyal medyada paylaşılması… Cihatçı ve IŞİD zihniyetli güçlerin bu görüntülerine maalesef hepimiz tanık olduk. Bu tablo, yalnızca bizler için değil, tüm insanlık için bir utanç belgesidir. Eğer bugün dünya görece daha huzurluysa, biraz daha güvenliyse, bu insanların mücadelesi sayesindedir. Ancak bugün endişeliyiz, kaygılıyız diyen güçler bu söylemin ötesine geçmemekte; Kürtlere yönelik etnik temizliğe ne yazık ki seyirci kalmaktadır.

Buradan bir kez daha Birleşmiş Milletler’e ve uluslararası güçlere çağrımızı yineliyoruz. Bu vahşet karşısında daha fazla sessiz kalmayın. Bu savaş iyilerle kötülerin savaşıdır. Dün nasıl kötüler iyilerin karşısında yenildiyse, bugün de mutlaka yenileceklerdir. Bundan herkes emin olsun.

Daha düne kadar çözüm sürecinde “bin yıllık kardeşlikten”, “etle tırnak olmaktan” söz edenler; bugün neredeyse IŞİD ve HTŞ çizgisine savrulmuş, Kürtlere yönelik etnik temizliği alkışlar hâle gelmiştir.

Biz bu ülkede kardeşlikten önce eşitlik istiyoruz. Biz etle tırnak değiliz.

Çünkü bu “et ve tırnak” söyleminin arasına; binlerce hukuksuzluk, binlerce faili meçhul cinayet, binlerce yargısız infaz ve binlerce gözaltında zorla kaybetme girmiştir. Artık bu tür sözlerin bizim nazarımızda hiçbir kıymeti, hiçbir karşılığı yoktur.”

İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu Üyesi Avukat Berfin Elçi, Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış’ın hikayesini okudu: “25 yaşındaki Serdar Tanış ve arkadaşları Silopi’de HADEP ilçe teşkilatı açmak üzere çalışmalara başlar. Çalışma yürütenler “Benim bulunduğum bölgede HADEP açılmaz, buna asla izin vermem” diyen Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı General Levent Ersöz ve Silopi İlçe Jandarma Karakol Komutanı Yüzbaşı Süleyman Can’ın ağır tehdit ve baskısı ile karşılaşırlar. Tüm baskılara rağmen 3 Ocak 2001 tarihinde HADEP ilçe teşkilatı açılır ve Serdar Tanış İlçe Başkanı olur. Sonrasında ise baskılar daha da ağırlaşır. 

25 Ocak 2001 tarihinde Silopi Jandarma Komutanlığından Serdar Tanış telefonla aranıp Komutanlığa gelmesi istenilir. Serdar Tanış, ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz ile birlikte Silopi Jandarma Komutanlığı’na gider ve onlardan bir daha haber alınamaz.

Silopi Jandarma Komutanlığı Tanış ve Deniz’i görmediğini söyler. Kamuoyu baskısının artması üzerine Şırnak Valisi Hüseyin Başkaya, Tanış ve Deniz’in 25 Ocak’ta Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı’na geldiklerini ama yarım saat kaldıktan sonra ayrıldıklarını açıklar.

26 Ocak 2001 tarihinde TANIŞ ve DENİZ’in yakınlarının başvuruları üzerine, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi durumu yazılı olarak Şırnak Valiliğine, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına, Silopi Kaymakamlığına, Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine ve TBMM İnsan Hakları Araştırma Komisyonuna bildirerek, gerekli girişimlerde bulunarak adı geçenlerin can güvenliğinin sağlanmasını talep eder. Derneğimiz aynı gün, Olağanüstü Hal Bölge Vali Yardımcılarından biri ile Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığıyla telefon görüşmesi yapar.

26 Ocak 2001 tarihinde TANIŞ ve DENİZ’in yakınlarının başvuruları üzerine Av. Tahir Elçi, Uluslararası Af Örgütüne başvurarak, adı geçenlerin “GÖZALTINDA KAYBOLMA” ihtimali bulunduğunu ve yaşamlarının tehlikede olduğunu belirterek ACİL EYLEM çağrısında bulunur.

29 Ocak 2001 tarihinde ise Serdar Tanış’ın babası Şuayip Tanış, Silopi Cumhuriyet savcılığına yazılı başvuru yaparak ‘oğluna yapılan ölüm tehditlerini ve gözaltına alınma olayına ilişkin gelişmeleri’ anlatarak oğlunun akıbeti hakkında bilgi almak için başvuruda bulunur. 

29 Ocak 2001 günü Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in kaybettirilmesine ilişkin araştırma yapmak üzere oluşturulan bir heyet, Silopi ve Şırnak’ta resmi makamlarla ve olayın tanıklarıyla resmi görüşmelerde bulunur. Ama tüm girişimler sonuçsuz kalır. Dosya de etkin bir soruşturma yürütülmez ve 2015 yılında takipsizlik kararı verilir. Takipsizlik kararına yapılan itiraz Cizre Sulh Ceza Mahkemesi tarafından reddedilir. Bunun üzerine 17 Ağustos 2015 tarihinde anayasa mahkemesine başvuruda bulunulur. AYM 18 Temmuz 2019 tarihinde süre aşımından başvuruyu reddeder. Bunun üzerine AİHM’e başvuru yapılır. AİHM; ayrıntılı ve bağımsız bir soruşturma gerçekleştirilmediğini belirterek Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in kaybedilmesinden devletin sorumlu olduğuna karar vererek Türkiye’yi mahkûm etmiştir.”

Şimdi de gözaltında zorla kaybedilen Serdar Tanış, Ebubekir Deniz ve diğer tüm Kayıp ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban gidenler için 1 dakikalık oturma eylemine geçiyoruz.

İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ