İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 887. haftasını, Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve hak savunucuları katıldı. Eylemde, gözaltında zorla kaybedilenlerin ve faili meçhul saldırı sonucu katledilenlerin fotoğrafları taşındı. Bu hafta, 12 Şubat 1993’te Diyarbakır’da faili meçhul saldırı sonucu katledilen Mehmet Tekdağ’ın failleri soruldu.
İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Fırat Akdeniz, eylemde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “İnsan Hakları Derneği ve kayıp yakınları olarak 30 yıldır kayıplarımızın akıbetini bu meydanlarda soruyoruz. Ne yazık ki birçok annemiz, yıllarca kayıplarını aradığı bu meydanlarda artık aramızda değil. Annelerimiz, evlatlarının bir kemiğine bile hasret kalarak, bu özlemle, sessizce ve gözleri açık bir şekilde hayata veda etti. Geride kalan annelerimiz ise evlatlarının kemiklerine kavuşmadan ölmek istemiyor. 30 yıldır bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyorlar. Kayıplarımız tek bir gün, tek bir an bile unutulmuş değil.
Hala ilk günkü gibi yüreğimiz kanıyor, hala ilk günkü gibi yaramız açık, kabuk bağlamıyor. Çünkü cenazelerimiz hala yerlerde. Binlerce kefensiz, mezarsız insanımız var. Bu yüzden bizler, kendi ölülerimize, mezarsız ölülerimize bir yer bulmak zorundayız. İşte bu nedenle 30 yıldır bu meydanda, aynı kararlılıkla mücadelemizi sürdürüyoruz.
30 yıl önce bu meydanlarda şunu söylemiştik:
Koşullar ne olursa olsun, şartlar ne olursa olsun; kayıplarımız bulunana, failler ortaya çıkarılıp yargılanana kadar bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Bugün bir kez daha bu sözümüzü yineliyoruz.”
Ardından konuşan kayıp yakını İffet Mutaş, ise duygularını Kürtçe ifade etti: “Ali Tekdağ ve Mehmet Tekdağ ikisi de benim kardeşimdi. Benim sadece iki erkek kardeşim vardı. Babam onları çok iyi yetiştirdi. Ama devlet, benim abimi aldı. Neden? Abim, kendini Kürt olarak tanımlayan herkesi severdi. Hiç Türk’ün “Ben Kürdüm” dediğini gördünüz mü? Hayır. Biz de Türk olmadığımızı söylüyoruz. Bizden ne istiyorlar? Bir gün olsun onlara karışmadık. Onlar da bize karışmasın; onları kıyamet gününe kadar affetmeyeceğiz.
Tam 19 kez evimize baskın düzenlediler. Abim ve eşi çarşıya peynir almaya çıkmıştı; 1994 yılında abimi o çarşıdan aldılar. Rahmetli annem, sağ olduğu sürece abimi aradı. İki ay boyunca annemle, elimizde dilekçelerle savcının kapısının önündeydik. Bize tek cevapları “Ali Tekdağ’ı görmedik” oldu. Hepiniz abimin yerini biliyordunuz. Polisinize de savcınıza da hakkımızı helal etmiyoruz.
Tüm bunlara rağmen babamızın evini basıp “Ali Tekdağ nerede?” diye soruyorlar. Babam “Ali’yi siz götürdünüz” diye cevap verdiği için botlarla babamı tekmelediler. Babam yere düştü. Biz sağ olduğumuz sürece bunları unutmayacağız.”
İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu Üyesi Avukat Berfin Elçi, Bedri Alağam’ın hikayesini okudu: “Mehmet Tekdağ evli ve dört çocuk babasıdır. Disiplin Kurulu üyesi olarak Halkın Emek Partisi Diyarbakır İl Örgütünde faaliyet yürütmektedir. 2 Şubat 1993 tarihinde saat 14:15 sıralarında işlettiği pastahaneye giderken Diyarbakır Bağlar Dörtyol mevkiinde kimliği belirsiz bir kişi tarafından silahlı saldırıya uğrar. Bu saldırı sonucu Mehmet Tekdağ ağır yaralanır.
Olay sırasında saldırganın kaçmasını engellemek için takip etmeye başlayan bir vatandaşı sivil polisler durdurur. Vatandaş; ısrarlı bir şekilde saldırganı gösterip kaçtığını söylemesine rağmen sivil polislerden " tamam biz hallederiz, siz cenazeyi kaldırın" cevabını alır. Saldırganı takip etmekte ısrar eden vatandaşı minibüse alan polisler " saldırganı gördün mü, tanıdın mı" gibi sorular sormaya başlar.
Yaralanan Mehmet Tekdağ olay terindeki diğer vatandaşlar tarafından hastaneye kaldırılsa da doktorlar müdahale etmez. Saldırıdan yaklaşık 4 saat sonra bir doktor müdahale etmeye gelse de hastanenin cihaz yetersizliğini bahane edip "bu hastanın İstanbul veya Ankara'ya götürülmesi gerekiyor" diyerek müdahalede bulunmaz. Bunun üzerine Tektağ ailesi Mehmet Tekdağ’ın İstanbul veya Ankara'ya götürmek için çeşitli girişimlerde bulunur. Ancak olağanüstü hal bölge valisi Ünal Erkan akşam saati olduğunu ve güvenliğin sağlanamayacağını söyleyerek Diyarbakır Havalimanı'nı açmaz. Ertesi gün ağır yaralı olan Tekdağ'ın ilk uçağa bindirilme şansı varken hastanedeki işlemler bahane edilerek ilk uçağa bindirilmez. İkinci uçağı beklerken Mehmet Tekdağ Diyarbakır Havalimanın da yaşamını yitirir. Olaydan sonra Tektağ ailesi hukuki her türlü mücadeleyi vermiş olmasına rağmen süreçte her hangi bir gelişme olmaz. Mehmet Tektağ cinayeti faili meçhul olarak kalır.”
Şimdi de faili meçhul siyasi cinayete kurban giden Mehmet Tekdağ ve diğer tüm Kayıp ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban gidenler için 1 dakikalık oturma eylemine geçiyoruz.