İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 890. haftasını, Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve hak savunucuları katıldı. Eylemde, gözaltında zorla kaybedilenlerin ve faili meçhul saldırı sonucu katledilenlerin fotoğrafları taşındı. Bu hafta, 20 Şubat 1994 tarihinde gözaltında kaybedilen Cüneyt Aydınlar’ın akıbeti soruldu.
İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Fırat Akdeniz, eylemde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Üzülerek belirtmek isterim ki derneğimizin kurucularından ve ilk başkanı olan Mehmet Vural’ı dün gece maalesef kaybettik. Kendisine Allah’tan rahmet, sevdiklerine ve ailesine başsağlığı diliyoruz. Mehmet Vural, Diyarbakır’da sivil toplum alanında öncülük etmiş ve büyük emekler vermiş bir isimdi. Onun bıraktığı emek, bizlerin omuzlarında daha da büyük bir sorumluluk olarak duracaktır. Kendisine bir kez daha rahmet diliyor, anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Bizler devletin gözaltında zorla kaybettiği kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları olarak, 27 Mayıs 1995’ten bu yana her cumartesi saat 12.00’de Galatasaray’dan Koşuyolu’na, Batman’dan Hakkari’ye, Urfa’dan İzmir’e kadar Türkiye’nin birçok yerinde kayıplarımızı unutmamak ve onlar için adalet talep etmek amacıyla Türkiye’nin en uzun soluklu vicdan eylemini sürdürüyoruz.
Çünkü binlerce insan gözaltında kaybedildi.
İnsan, kısa ömrüne birçok vedayı sığdırır. Ancak en ağır vedalar, vedalaşamadan yitirdiklerimizdir. Biz kayıplarımızla vedalaşamadığımız için, bir gün mutlaka dönerler umuduyla hep o özlemle bekledik. Hala gözümüz yollarda, belki bir gün bir kuyuda, bir kuytuda onların kemiklerini bulur ve onlarla vedalaşırız. Belki o zaman bu hasret ve yas biter.
Sadece kayıplarımız değil, bu süreçte insanlık da kaybedildi. 800 haftayı, 30 yılı aşan bu mücadelede bir gün bile olsa kayıplarımız bizim ne vicdanımızda ne de kalbimizde unutulmadı. Tam da bu binlerce kayıptan biri de Cüneyt Aydınlar’dır. Cüneyt Aydınlar’ın ailesi de bugün aramızda, maalesef yıllardır burada oğlunun akıbetini arayan Menekşe Anne, rahatsızlığı nedeniyle bugün aramızda olamadı.
Menekşe Anne, Cüneyt kaybedildikten sonra tam 10 yıl boyunca her akşam bir sandalyede sabaha kadar oğlunu bekledi. Çünkü kendisine Cüneyt’in gözaltından firar ettiği söylendi ve o da bu bekleyişle yıllarını geçirdi. Bugün ise onun gözyaşları ve çığlığı olacağız.”
Ardından söz alan kayıp yakını Nuray Barçin, yaptığı konuşmada duygularını dile getirdi: “Sevgili anneler, kayıp yakınları, Cumartesi Anneleri, basın emekçileri ve sevgili dostlar, Bugün burada bir kardeş, bir evlat, bir kuzen olarak konuşuyorum.
Bugün burada yarım bırakılmış bir hayatın, mezarsız bırakılmış bir insanın sesi olarak konuşuyorum. Cumartesi Anneleri olarak, 28 Şubat 1994’te gözaltında kaybedilen Cüneyt Aydınlar’ı anmak ve akıbetini bir kez daha sormak için buradayız. Cüneyt Aydınlar gözaltına alındığında devletin gözetimi altındaydı. Devletin gözetimi altındaki bir insanın yaşam hakkından kim sorumludur? Gözaltındaki bir insan nasıl kaybolur? Nasıl ağır işkence izleriyle tanıkların karşısına çıkar? Silah seslerinden sonra nasıl olur da bir daha kendisinden haber alınamaz?
Bizler etkili, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma talep ediyoruz. Eğer bu olayda adı geçen kamu görevlilerinin bir sorumluluğu yoksa, bunu hukuk ortaya koymalıdır. Eğer sorumluluk varsa, hukuk gereğini yapmalıdır. Çünkü yaşam hakkı Anayasa ile güvence altındadır ve işkence mutlak olarak yasaktır. Zorla kaybetme insanlığa karşı suçtur ve zaman aşımına uğramaz.
Ayrıca, 27 Şubat’ta yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla başlayan sürece de sesleniyoruz.
Kayıp anneleri yıllardır bu meydanlarda, yağmurda, soğukta, sıcakta, sadece evlatlarının akıbetini öğrenmek için, onlar bir isim aramıyor, bir mezar arıyor, bir kemik parçası arıyor, bir hakikat arıyor.”
İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu Üyesi Avukat Berfin Elçi, Cüneyt Aydınlar’ın hikayesini okudu: “Cüneyt Aydınlar 90’ların başında Diyarbakır’daki ailesinin yanından üniversite eğitimi için İstanbul’a gitti. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi üçüncü sınıf öğrencisiyken 20 Şubat 1994 tarihinde bir arkadaşı ile buluşmak için Bakırköy/İncirli’de bulunan Ömür Durağı’na gitti. Burada Terörle Mücadele polisleri tarafından bir operasyon kapsamında gözaltına alındı. Bu operasyonda gözaltına alınan on dört kişi gibi Cüneyt de Gayrettepe’deki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Yedi gün kayıt dışı gözaltında tutulduktan sonra 27 Şubat 1994 tarihinde gözaltı kaydı yapıldı.
28 Şubat 1994 tarihinde akşam saatlerinde, Terörle Mücadele Şubesinde görevli polisler Cüneyt’i Beyoğlu Çukurcuma Kadirler Yokuşu’na götürdü. Mahalle sakinleri otuz kadar polis eşliğinde elleri kelepçeli olarak getirilen Cüneyt’in kanlar içinde olduğunu, bir bacağının kırık olduğunu ve ayakta duramadığını gördüler.
Polisler, mahalle sakinlerinin “yürüyemez halde” olduğunu söyledikleri Cüneyt’in yer gösterme esnasında "Dur" ihtarına uymayarak kaçtığına ve arkasından koşmalarına rağmen yakalanamayıp firar ettiğine dair bir tutanak düzenlediler.
Cüneyt Aydınlar ile birlikte gözaltında tutulan on dört kişi tutuklanıp hapishaneye gönderildi. Bu kişiler 17 Mart 1994 tarihinde avukatları aracılığıyla kamuoyuna yaptıkları açıklamada, Cüneyt Aydınlar’ın 20 Şubat 1994 tarihinde gözaltına alındığını ve onu 2 Mart 1994 tarihine kadar gözaltında gördüklerini söylediler. Ağır işkence gören Cüneyt’in 2 Mart 1994 tarihinde, kendisine “Ölmeye hazır mısın? Ölmeye gidiyorsun!” diyen altı polis tarafından sürüklenerek bulunduğu hücreden çıkarıldığını ve kendisini bir daha görmediklerini açıkladılar.
Ailenin başvurusu üzerine İnsan Hakları Derneği avukatları olayı araştırdı ve 25 Mart 1994 tarihinde İHD İstanbul Şubesi bir basın açıklaması yaparak Terörle Mücadele Şubesinin gözaltına aldığını kabul ettiği Cüneyt Aydınlar’ı kaybettiğini duyurdu ve İçişleri Bakanlığı tarafından konuyla ilgili açıklama yapılmasını talep etti.
Ailenin ve İHD’nin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü polislerin beyanı dışında hiçbir dayanağı olmayan “Cüneyt Aydınlar’ın yer gösterme esnasında ellerinden kaçtığı” iddiasını sürdürdü.
Cumhuriyet Savcısı olayı soruşturmak yerine polisin firar senaryosunu esas alarak Cüneyt hakkında yakalama kararı çıkardı. Hâkim, polislerin ifadelerini esas alarak haklarında beraat kararı verdi. Cumhuriyet Savcısı zaman aşımını gerekçe gösterip şüpheliler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdi.
Kaç yıl geçerse geçsin Cüneyt Aydınlar için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.”
Şimdi de gözaltında alındıktan sonra zorla kaybettirilen Cüneyt Aydınlar ve diğer tüm kayıp ve faili meçhul cinayetlere kurban gidenler için 1 dakikalık oturma eylemine geçiyoruz.
İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ