İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 892. haftasını, Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve hak savunucuları katıldı. Eylemde, faili meçhul ve gözaltında zorla kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Her hafta olduğu gibi birçok sivil ve çevik kuvvete bağlı kolluk görevlisi alandaki yerini aldı. Bu hafta, Urfa’nın Siverek ilçesinde 12 Mart 1994 tarihinde gözaltında kaybedilen Özgür Gündem Gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu’nun akıbeti soruldu.
İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Fırat Akdeniz, eylemde yaptığı Kürtçe konuşmada şunları söyledi: “27 Mayıs 1994 yılından bu yana kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları olarak yıllardır alanlarda kayıplarımızın arkasındayız. Devlet tarafından kaybettirilen sevdiklerimize duyduğumuz özlem, sevgi ve acı hiçbir zaman unutulmadı. Annelerimizin gözleri yıllarca onların yollarını gözledi. Yıllarca o umutla yaşadılar. Annelerimizin çoğu, çocuklarının kemiklerini bulma umuduyla yaşamını yitirdi. Bu annelerimizden biri de Makbule Babaoğlu’ydu. Makbule Babaoğlu da yıllarca Nazım Babaoğlu’nun kemiklerinin peşindeydi. Maalesef birkaç yıl önce Babaoğlu’ndan hiçbir haber alamadan yaşamını yitirdi. Bugüne kadar Nazım Babaoğlu’ndan da hiçbir haber alınamadı.”
Ardından söz alan ve Kürtçe konuşan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Fahrettin Kılıç, Babaoğlu hakkında şunları söyledi: “Nazım Babaoğlu gazeteciydi ve karanlık güçler, paramiliter yapılar tarafından kaçırıldığından bu yana kendisinden hiçbir haber alınamadı. Annesi Makbule Babaoğlu da Nazım’ın kemiklerini, cenazesini bulma mücadelesi verirken yaşamını yitirdi. Bizler Nazım’ın gazeteci arkadaşları olarak onun yolunda ilerleyeceğiz. Arkadaşlarımız bu karanlıkları ortaya çıkaracaktır. Biz de onun arkadaşları olarak söz veriyoruz: Bu hakikat yolculuğunu sürdüreceğiz, kalemini ve kamerasını yerde bırakmayacağız. Failleri bulunana ve cenazesi ortaya çıkarılana kadar sormaya devam edeceğiz.”
İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu Üyesi Avukat Berfin Elçi, Nazım Babaoğlu’nun hikayesini okudu: “1974 yılında Urfa’nın Siverek ilçesinde doğan Nazım Babaoğlu, 1991 yılında Urfa Ticaret Lisesini bitirdikten sonra, 19 yaşında Özgür Gündem Gazetesi'nin Urfa Bürosunda çalışmaya başlamıştır. Özgür Gündem Gazetesi Urfa bürosu çalışanları bölgede devlete bağlı paramiliter güçlerin ve korucuların işlediği iddia edilen birçok suç ile ilgili de haber yayınlamıştır. Bunlardan biri de Bucak Aşiretine mensup dört korucunun Siverek’te görevli bir öğretmenin evini basarak öğretmene ve kız kardeşine cinsel saldırıda bulunduklarına dair hazırladıkları haberdir. Bu haber Özgür Gündem gazetesinde yayınlanınca Urfa Bürosu çalışanlarına yönelik tehditler daha da artar. Haberin yayınlanmasından sonra; gazetenin etrafında şüpheli kişilerin dolaşmaya başlaması üzerine, can güvenliklerinin sağlanmasına dair resmi kurumlara yaptıkları başvurulara cevap verilmez ve hiçbir önlem alınmaz.
12 Mart 1994 sabahı Siverek’teki yerel bir gazetenin çalışanı ve ilçenin Anadolu Ajansı temsilcisi Murat Yoğunlu, Özgür Gündem Urfa Bürosu’nu telefonla arar. Murat Yoğunlu, gazetenin yetkililerine Siverek’te korucularla ilgili çok önemli bir haber olduğunu ve mutlaka muhabir göndermelerini söyler. Bunun üzerine Nazım Babaoğlu, sözü edilen haberi takip etmek ve Murat Yoğunlu ile buluşmak üzere Siverek ilçesinde bulunan İrfan Matbaasına gider. Görgü tanıklarının beyanlarına göre; Nazım Babaoğlu, İrfan Matbaası adlı işyerine gittiğinde Bucak Aşiretine mensup korucular tarafından zorla dışarı çıkartılarak bir araca bindirilip Sedat Bucak’ın evine götürülür. Nazım Babaoğlu’ndan 12 Mart 1994 tarihinden bu yana bir daha haber alınamaz.
Görgü tanıkları, Sedat Bucak'ın çiftlik evinin altında hücre tipi yerler bulunduğunu ve birçok insanın burada alıkonulduğunu belirtmiştir. Sedat Bucak’ın evinde alıkonulan ve daha sonra serbest bırakılan bazı kişiler de Nazım Babaoğlu’nu orada görmüş, ona ne sorduklarını, ne yaptıklarını duymuşlardı. Nazım Babaoğlu’nun alıkonulduğu günlerde, Urfa’da Hüseyin Taşkaya ve ismi öğrenilemeyen iki kişi daha yine korucular tarafından kaybettirilmişti. Kayıp olan kardeşi Hüseyin Taşkaya’yı ararken Sedat Bucak’ın evinde Nazım'ı gören ve günler sonra gazetedeki resminden tanıyan Aziz Taşkaya; Nazım Babaoğlu’nu gördüğünü ve kim olduğunu sorduğunda, kendisine “Bu genç, gazeteci” cevabı verildiğini aktarır. Aynı evde alıkonulan ve sorgulanıp bırakılan başkaları da Özgür Gündem Gazetesine gelerek bildiklerini anlatır.
Babaoğlu’nun yirmi gün kadar Bucakların elinde sağ olarak kaldığı ve bir araçla Urfa’da gezdirilerek sorgulandığını da görenler olur. Bu duyumlar üzerine oğlunun akıbetini öğrenmek için çabalayan, baba İbrahim Babaoğlu, polisler tarafından gözaltına alınıp tehdit edilir.
Nazım Babaoğlu’nun babası ve annesi de Nazım’ın kaybettirilmesinden bir müddet sonra Sedat Bucak ile görüşür. Görüşmeden yaklaşık bir ay sonra Fırat Nehri'nin kenarında kimliği tespit edilemeyen cansız bir beden bulunur. Olay yerine Nazım Babaoğlu olabilir şüphesiyle gidip araştırmak isteyen aileye izin vermeyen emniyet yetkilileri, bulunan cenazeyi kimlik tespiti yapmadan kimsesizler mezarlığına defneder. Aileye zaman zaman Nazım’la ilgili tanıklılar ulaşsa da, bu tanıklar resmi kurumlara beyan vermekten çekinir.
Ailenin tüm başvurularına, tanık beyanlarına rağmen Nazım Babaoğlu dosyasında bir gelişme sağlanmaz. 2021 yılında soruşturma dosyasına kısıtlılık kararı getirilir. Avukatların kısıtlılık kararına itirazı sonuçsuz bırakılır.
soruşturma aşamasında bırakılan dosyada, adil yargılanma ve yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin Anayasa mahkemesine başvurur. Başvuru “kabul edilemez” bulunarak reddedilir. Daha sonra aynı gerekçelerle AİHM’ e yapılan başvuru devam etmektedir.
Bizler insan hakları savunucuları olarak yıllardır kayıplarımızın akıbetini sorma ve faillerinin ortaya çıkarılması için verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Adalet ve hakikat arayışımız son kaybımız bulana dek devam edecektir.”
Şimdi de gözaltında kaybedilen Nazım Babaoğlu ve diğer tüm kayıp ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban gidenler için 1 dakikalık oturma eylemine geçiyoruz.
İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ