İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 893. haftasını, Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve hak savunucuları katıldı. Eylemde, faili meçhul ve gözaltında zorla kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Her hafta olduğu gibi birçok sivil ve çevik kuvvete bağlı kolluk görevlisi alandaki yerini aldı. Bu hafta, 21 Mart 1995’te gözaltına alındıktan sonra kaybedilen ve 58 gün sonra işkenceyle öldürüldüğü anlaşılan Hasan Ocak’ın failleri soruldu.
İHD Diyarbakır Şube Yöneticisi Yakup Güven, eylemde yaptığı konuşmada Kürtçe olarak şunları söyledi: “Değerli basın emekçileri, insan hakları savunucuları ve kayıp yakınları, bugün burada bir kez daha kayıplarımızı unutturmamak ve adalet talebimizi dile getirmek için toplandık.
Ramazan Bayramı ile Newroz’un iç içe geçtiği bu günlerde, bir yanda bayram sevinci yaşanırken diğer yanda kayıplarımızın akıbeti hala belirsiz, Cizre’de 90’lı yıllarda yasaklanan Newrozların hafızası da hala taze, kayıplarımızın akıbeti açıklanana ve tüm yasaklar sona erene kadar adalet talebimizi sürdüreceğiz.”
İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Fırat Akdeniz, Hasan Ocak’ın hikayesini okudu: “30 yaşındaki öğretmen Hasan Ocak, 21 Mart 1995 tarihinde polisler tarafından gözaltına alınır. Vatan Caddesi'nde bulunan İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürülür. Burada başında Bayram Kartal’ın olduğu TİM-3 tarafından işkenceye maruz bırakılır.
İstanbul Tem Şubede Hasan OCAK ile aynı zamanda gözaltında bulunan iki kişi onu karakolda gördüklerine tanıklık eder. Gözaltında bulunan başka iki kişi de Hasan Ocak’ın ismini parmak izi listesinde gördüklerini açıklar. Yine, başka bir tanık ise şubede bir hareketlilik olduğunu, polislerin "Hasan Ocak getirildi" diye aralarında konuştuklarını duyduğunu söyler.
Hasan'ı arayan Ocak ailesi ve İHD, herhangi bir resmi bilgiye ulaşamaz. TBMM, Başbakanlık, Bakanlıklar, Savcılıklar ve hastanelere yapılan resmi başvurulardan bir sonuç alınamaz.
Türkiye’yi ayağa kaldıran, yurtdışında da ses getiren 58 günlük arayışın sonunda devlet; Hasan Ocak'ın ağır işkence izleri taşıyan ve "meçhul kişi" olarak işlem gören bedeninin, Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda olduğunu açıklamak zorunda kalır. Bu açıklamadan sonra dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Bakanı Algan Hacaloğlu “Toplumdan hükümet adına özür diliyorum” der.
Ocak ailesi, İstanbul Tem Şube Müdürlüğü ve "Tim-3" polisleri hakkında DGM Başsavcılığına, Beykoz Savcılığına ve Fatih Savcılığına suç duyurusunda bulunulur ama hiçbir sonuç alamaz. Ocak ailesi Adalet Bakanlığına başvuruda bulunarak etkin soruşturma yapmayan savcılar hakkında şikâyetçi olur ancak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Müdürlüğü bu şikâyeti işleme almaz. Fatih Cumhuriyet Savcılığı, terörle mücadele şubesi polisleri ve olayın soruşturulması ile ilgili görevlerini ihmal eden devlet yetkilileri ile ilgili yapılan suç duyuruları hakkında “şikâyetlerin somut bir veriye dayanmadığı" gerekçesi ile takipsizlik kararı verilir.
İç hukuktan sonuç alamayan Ocak ailesi 26 Temmuz 1996 tarihinde AİHM’e başvurur. AİHM 15 Temmuz 2004 tarihinde Sözleşme’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiğine karar verir.
Bu mücadelenin ilk gününden bugüne yüreğiyle, sözüyle, direnişiyle omuz veren Ocak ailesinden Maside Ocak’ın da söylediği gibi; tam 30 yıldır, örgütlü zulmün nasıl örgütlü kötülüğe, o kötülüğün de nasıl örgütlü vicdansızlığa dönüştüğünü iliklerimize kadar hissederek yaşadık. Bu topraklarda, sevdiklerimizi gözaltında kaybetmenin acısıyla her gün yeniden yanarak büyüdük. İyi biliyoruz ki, bir adım geri atmak; Hasan’ımıza sırt çevirmek, gözaltında kaybedilen tüm sevdiklerimize ve onların uğruna verdiğimiz adalet mücadelesine ihanet etmektir. İşte bu yüzden ne vazgeçtik ne durduk. Ve söz veriyoruz: Asla durmayacağız.”
Şimdi de gözaltında kaybedilen Hasan OCAK ve diğer tüm kayıp ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban gidenler için 1 dakikalık oturma eylemine geçiyoruz.
İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ