894. HAFTA: İLYAS EREN AKIBETİ SORULDU

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 894. haftasını, Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve hak savunucuları katıldı. Eylemde, faili meçhul ve gözaltında zorla kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Her hafta olduğu gibi birçok sivil ve çevik kuvvete bağlı kolluk görevlisi alandaki yerini aldı. Bu hafta, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 11 Mart 1997’de zorla gözaltına alınan İlyas Eren’in akıbeti soruldu.

İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, eylemde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “894haftada, bir kez daha Koşuyolu Meydanı’ndan adalet ve geçmişle yüzleşme talebimizi haykırmak üzere bir aradayız. Yıllardır bu alanlarda, Türkiye’nin farklı yerlerinde sürdürülen ve Galatasaray Meydanı’nda başlayan bu adalet mücadelesi devam ediyor.

Bugün ayrıca, İnsan Hakları Derneği Merkez Yönetim Kurulu üyeleri de Diyarbakır’da gerçekleştirecekleri bir toplantı vesilesiyle aramızda bulunuyor. Şimdi, eş genel başkanlarımızın kayıp yakınları ve bu mücadeleye ilişkin görüşlerini paylaşmaları için sözü kendilerine bırakıyorum.”

Ardından söz alan İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, konuşmasında şunları ifade etti: “20 yılı aşkın süredir meydanlarda, bazen yasaklamalara karşı dernek binalarımızda, bazen dernek önlerinde, bazen de sokaklarda, bu 40 yıllık çatışmanın yarattığı en büyük trajedinin izini sürmeye çalışıyoruz. Hakikat ve adalet talebimizi sizler aracılığıyla kamuoyuna duyurmaya çalışıyoruz.

Bu etkinliğimiz ve taleplerimiz, İstanbul’da Galatasaray Meydanında, Hakkari’de şubemizin öncülüğünde, Batman’da, Urfa’da, İzmir’de her hafta dile getirilmektedir. Barış talebimizin yanı sıra hakikat, adalet ve yüzleşme çağrımızı her yerde haykırmaya devam ediyoruz. Barışı konuşuyoruz, ancak barış adına somut bir adım atılmıyor. Adaleti, hakikati ve yüzleşmeyi konuşuyor, talep ediyoruz. Fakat ne yazık ki bu konularda da bir ilerleme sağlanamıyor. Bu, 40 yıllık savaş ve çatışmanın yarattığı büyük bir trajedidir.

Binleri bulan yargısız infazlar, zorla kaybetmeler, köy yakmalar ve boşaltmalar… Büyük bir insanlık dramıyla karşı karşıyayız. Elbette bir intikam peşinde değiliz. Bu talepleri dile getirirken amacımız intikam değil, hakikat, adalet ve yüzleşmedir. Burada gördüğünüz annelerin artık çocuklarının fotoğraflarına sarılarak uyumaması için, dua edebilecekleri bir mezarlarının olması için çaba gösteriyoruz. Aynı zamanda gerçeğin, hakikatin peşindeyiz.

Bu taleplerimiz karşılanıncaya kadar, hakikat, adalet ve yüzleşme sağlanıncaya dek sesimizi yükseltmeye, haykırmaya devam edeceğiz. Bu konuda asla bir adım geri atmayacağız.

Barışı konuşuyor olmaktan memnunuz. Ölümlerin yaşanmaması bizim için son derece kıymetlidir. Ancak bu yeterli değildir. Kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için atılması gereken pek çok adım vardır. Bu adımların en önemlilerinden biri de, burada fotoğraflarını gördüğünüz ya da göremediğiniz binlerce kayıp insanın akıbetinin ortaya çıkarılmasıdır.

Bu konuda adalet bekliyoruz. Hakikatin peşindeyiz ve bu talebimizi her yerde, her zaman dile getirmeye devam edeceğiz. Bildiğiniz üzere, Meclis Barış ve Kardeşlik Komisyonu tarafından bir rapor hazırlanmıştır. Ancak bu raporda kayıp kişilere, faili meçhul cinayetlere ve yargısız infazlara ilişkin yeterli tespitler yer almamaktadır. Bu konudaki eleştirilerimizi daha önce kamuoyuyla paylaştık; bugün de bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Bu mesele ele alınmadan, kayıp kişilerin akıbeti açıklığa kavuşturulmadan, adalet, hakikat ve yüzleşme sağlanmadan kalıcı bir barışın mümkün olmadığı açıktır. Dünya deneyimleri de bunu göstermektedir. Savaş ve çatışma süreçlerinde kaybedilen kişilerin akıbetinin araştırılması, gerçeklerin açığa çıkarılması ve faillerin tespit edilerek yargılanması temel bir gerekliliktir. Bu sağlanmadan kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün değildir.”

Öncelikle bugün burada İlyas Eren’in ailesiyle birlikteyiz. Ancak, Galatasaray Meydanı’nda İlyas Eren ve tüm kayıplarımız için hakikat ve adalet talebiyle bir araya gelen kayıp yakınlarının selamlarını da sizlere iletmek istiyorum.

İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy ise konuşmasında şunları ifade etti: “Evet, 40 yılı aşkın süredir devam eden çatışmalı süreç, coğrafyamızda çok ciddi insan hakları ihlallerine yol açmıştır. Bu ihlaller, hem bireysel olarak her birimizi hem de toplumsal olarak hepimizi derinden etkileyen, ağır travmalar yaratan bir sürece neden olmuştur. Biz insan hakları savunucuları olarak, hakikat ve adalet arayışıyla bu buluşmaları yıllardır sürdürüyoruz.

İçinden geçtiğimiz bu süreçte biliyoruz ki, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması, onurlu bir barışın inşa edilmesi ancak insan hakları ihlalleriyle yüzleşilmesiyle mümkündür. Devletin gerçekleştirdiği ihlallerle yüzleşmesi, hakikatin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması, bu sürecin önünü açacaktır. Bizler de bu nedenle, hakikat ve adalet talebimizi ısrarla dile getirmeye ve bu meydanlarda olmaya devam edeceğiz.”

İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu Üyesi Avukat Berfin Elçi, İlyas Eren’in hikayesini okudu: “İlyas Eren evli ve 8 çocuk babasıydı. Kulp’un Yeşilköy (Délit) köyüne bağlı Rındık mezrasında oturuyor, geçimini çiftçilik yaparak sağlıyordu. 1993 yılında köyünün askerler tarafından yakılması sonucu Kulp ilçe merkezine göç eder. İlçe merkezine geldikten sonra Korucu olması için sürekli devlet baskısına maruz kalarak tehdit edilir.

İlyas Eren daha önce 1990 yılında gözaltına alınır, Diyarbakır’a götürülerek yaklaşık 20 gün boyunca gözaltında tutulur. Bu esnada ağır işkenceye maruz kalır. Yürütülen savcılık soruşturması sonucunda serbest bırakılır ve hakkında yapılan yargılama beraat ile sonuçlanır. Bu esnada gördüğü ağır işkencelerden dolayı ciddi boyutta sağlık rahatsızlığı yaşar.

İlyas EREN 11 Mart 1997 tarihinde kayınının evini taşımak üzere Diyarbakır’a gelir. Ardından Kulp’a dönmek için Kulp Terminaline gider. Saat 13.00 civarında terminale gelen sivil giyimli 4 polis, burada birçok köylünün ve akrabasının gözleri önünde İlyas Eren’i siyah bir araca zorla bindirerek kaçırırlar. İlyas Eren’in kaçırıldığı aracın Kulp’ta bir korucuya ait olduğu orada bulunan herkes tarafından biliniyordu. Ailesi o tarihten beri İlyas Eren’den bir daha haber alamaz.

17 Mart 1997 tarihinde İlyas Eren’in kardeşi Hanifi Eren Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’na giderek kardeşinin akıbetine ilişkin başvuruda bulunur. 6 Şubat 1998 tarihinde İnsan Hakları Danışma Merkezi (Kayıp Bürosu) nezdinde görevli Savcı E. ALPER Devlet Güvenlik Mahkemesinden İlyas Eren hakkında bilgi talebinde bulunur. Devlet Güvenlik Mahkemesince iletilen 24 Şubat 1998 tarihli yazıda İlyas Eren'in tutuklanmasına ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı bildirilir.

Cumhuriyet Savcısı E.Alper, 4 Mayıs 1998'de, başvuranların yakınlarının kaybolması ile ilgili herhangi bir takibat yapılmamış olması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'ndan gözaltından sorumlu polis memurları hakkında soruşturma başlatılmasını talep eder.1 Eylül 1998'de Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu görevliler hakkında soruşturma açılmasına gerek duyulmadığına karar verir.

AİHM İlyas Eren’in kaybettirilmesine ilişkin 2003 yılında yaşam hakkı ihlali olduğuna karar vererek Türkiye’yi mahkûm eder ve İlyas Eren’in ailesine tazminat verilmesine hükmeder.

Gözaltında kaybedilişinin 25. Yılında İlyas Eren dosyasında maddi gerçeğin açığa çıkartılması ve bu suçun faillerinin cezalandırılması için adli ve siyasi makamları göreve çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin İlyas Eren için, tüm kayıp ve siyasi cinayetlere kurban gidenler için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

Şimdi de gözaltında kaybedilen İlyas Eren ve diğer tüm kayıp ve faili meçhul cinayetlere kurban gidenler için 1 dakikalık oturma eylemine geçiyoruz.

İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ