895. HAFTA: NECATİ AYDIN'IN AKIBETİ SORULDU
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 895. haftasını, Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve hak savunucuları katıldı. Eylemde, faili meçhul ve gözaltında zorla kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Bu hafta, 4 Nisan 1994’te zorla gözaltına alındıktan sonra cenazesi 9 Nisan 1994’te Silvan Kağıtlı Karakolu yakınlarında bulunan Necati Aydın’ın akıbeti soruldu.
İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Fırat Akdeniz eylemde yaptığı konuşmada Kürtçe olarak şunları söyledi: ''30 yılı aşkındır kayıplarımızın izindeyiz, Şeyh Said'den Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'e kadar binlerce akrabamız kefensiz ve mezarsız bu toprakların altında ama yüzlerce yıldır izlerini bırakmıyoruz, bu alanlardayız. Bu alanlardan vazgeçmek insanlığımızdan vazgeçmektir.''
Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen de eylemde yaptığı Kürtçe konuşmada Necati Aydın ile iligli şunları söyledi: ''Necati Aydın mahkemeden kaçırıldı, gözaltı ve tehditlere rağmen ülkesinden vazgeçmediği için öldürüldü. Onu öldürenler bizim yüreğimizde çoktan yargılandı, Necati Aydın'ın anısına sahip çıkmak için her zaman alanlarda olacağız.''
Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Üyesi Şerif Demir eylemde yaptığı konuşmada şunları söyledi: Değerli basın emekçileri, değerli katılımcılar, hepinizi Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi adına saygıyla selamlıyorum.
Cumartesi annelerinin eyleminin, cumartesi insanların eyleminin de bugün mücadelesi dünden bugüne kadar gelen mücadelesi yönünde tekrardan saygıyla eğiliyorum. Aslında cumartesi eyleminin tarih İlçesi ve mücadelesi bu topraklarda, bu ülkede insanlığın, toplumun, Kürtlerin verdiği mücadeleyi çok net olarak ortaya koyuyor aslında.
Yani aslında bunu, bu mücadeleye bakarak neler yaşanmış ve nasıl bir bunun karşılığında da nasıl bir mücadele olduğunu da görmekteyiz ve tanık olmaktayız yani. Dolayısıyla bu süren yıllarca devam eden, 50 yıllık devam eden aslında bu mücadelede cumartesi hanelerine ile Ne kadar önemli ve değerli olduğunu ve bugünkü yeni süreçte de bunun ne kadar önemli olduğunu görmek gerekiyor yani.
Dolayısıyla bu topraklara barış gelecekse, adalet gelecekse bu cumartesi eylemleriyle yüzleşmeden cumartesi kayıpları bulunmadan, cumartesi senelerinin kayıpları bulunmadan bir şekilde bir barışın olmayacağını yeni bir sürecin olmayacağını hepimiz biliyoruz yani. Bugün burada yüzlercesi gibi Necati Aydın da aslında bu mücadelede yaşamını yitirenlerden birisidir aslında.
Peki bunlar neden hani yaşamını yitirmiştir? Bunlar emek mücadelesi verirken, insan hakları mücadelesi verirken, hak mücadelesi verirken, adalet mücadelesi verirken aslında bu topraklara hak gelmesi için, adalet gelmesi için, barış gelmesi için, sırf söz kurdukları için ve mücadele ettikleri için ve buraları bırakmadıkları için bugün aramızdan ayrılmışlar. Dolayısıyla bugün buradaki tekrardan Onlara söz vermek lazım.
Biz emekçiler olarak, sağlık emekçileri olarak, hekimler olarak, Türk Tabipler Birliği olarak hep dile getiriyoruz. Bu topraklara barış gelmeden sağlıklı bir toplum oluşmayacağını hep dile getiriyoruz. Sağlıklı bir toplum için her şeyden önce bir adaletin gelmesi gerekiyor. Hakkaniyetin gelmesi gerekiyor. Ve bununla birlikte ancak barışın konuşulabileceği, barışın olduğu bir yerde de sağlığın konuşulabileceği ve toplum sağlığın Bunun yerine gelebileceğini düşünüyoruz yani.
O yüzden tekrardan bunu dile getirmek istiyoruz. Bugün tekrardan başlatılan bir süreç varsa ve bu süreçte anneleriyle dinlenmeden, cumartesi anneleriyle konuşulmadan ve bu mücadele görülmeden, bu mücadelenin dile getirdiklerini görmeden, etmeden, bunlarla yüzleşmeden bir yeni sürecin başlayamayacağını ama somut adım için, bu toplum için, halk için, bizler için en somut adımın buradan başlayabileceğini de tekrar Tekrardan dile getiriyoruz.
Tekrardan bu mücadelenin karşısında saygıyla eğildiğimizi ve bu mücadeleyi devam ettireceğimizi elimizden geldiğince bu üst mücadelenin yanında kalacağımızı tekrardan söyleyerek teşekkür ediyorum sizlere.
SES Amed Şube Eşbaşkanı Yıldız Ok yaptığı konuşmada şunları söyledi: Sağlar değerli arkadaşlar. 30 yılı aşkındır devam eden önce cumartesi anneleri sonra cumartesi insanları olarak devam eden bu eylemin karşısında saygıyla eğiliyorum. Dünyada örneği az olan eylemlerden biri.
Faili belli, cinayetlerin failleri yakalanmadan, faillerine hesap sorulmadan, hepimiz de biliyoruz bu failleri. Bu eylemler, bu cumartesi günü yapılan anmalar devam edecek. Biz devam etmesi için de biz de, annelerimiz de, yakınlar da hepimiz bunu sürdürmek için elimizden geleni yapacağız. Bu uğurda, bu eylemlerde kaybettiğimiz annelerimiz de oldu. Öncelikle onları da saygıyla anmak istiyorum.
Değil 30 yıl, bir 30 yıl daha, bir 300 yıl daha sürse bu Sürdürüleceğinin kararlılığını da annelerimiz bize gösterdiler. Yine bunun için de saygıyla eğiliyorum önlerinde. Necati Aydın da öyle. Necati Aydın sendikal mücadele vermiş. Memur sendikalarının daha yasallaşmadığı dönemde fiili eylemlerle sendikal mücadele vermiş. Bizim onursal başkanımızdır.
Bugün biz sendikal eylemlerimizi sokaklarda rahat rahat yapıp hak mücadelemizi rahatlıkla verebiliyorsak onların o zamanlar verdikleri emeklerin sayesindedir. O yüzden biz sağlık ve sosyal hizmet emekçileri Olarak onursal başkanımızın şehadetinin önünde yine saygıyla eğiliyoruz. Eee arkadaşın değindiği gibi eğer bir barış süreci konuşuluyorsa bu barış sürecinin ciddiyetine, samimiyetine ancak bu cumartesi Cumartesi anneleriyle yapılacak bir yüzleşme sonucu biz inanacağız.
Cumartesi anneleri, cumartesi insanları barışın bir simgesidir. Simge olmaya da devam edecek. Onlarla yüzleşilmeden, faili belli cinayetlerin faillerinden hesap sorulmadan bu barışın geçerliliği ve samimiyeti de bizim nezdimizde yoktur aslında. Bunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Ve tekrar bütün annelerin, bütün cumartesi insanlarının bütün yakınlarını kaybeden insanların önünde saygıyla eğildiğimi bir kez daha belirtmek istiyorum. Teşekkürler.
İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu Üyesi Murat Yüksel, Necati Aydın’ın hikayesini okudu: 1964 Bismil doğumlu Necati Aydın 1982 yılında Keçiören Sağlık Meslek Lisesinden mezun olur. Tüm Sağlık Sen kurucuları arasında yer alan Necati Aydın aynı zamanda Diyarbakır Sağlık Sen kuruluş yönetiminde yer alır ve ilk şube başkanı olarak görev yapar. Sendikal örgütlenmede aktif rol alan Necati Aydın'ın aynı zamanda toplumsal mücadele alanına da ciddi katkıları olur. Necati Aydın sendikal mücadelede aktif kimliğinden dolayı üç kez gözaltına alınır.
Her gözaltı esnasında ağır işkencelere maruz kalır. 1992 yılında gözaltına alındıktan sonra gördüğü ağır işkenceler sonucu böbrek ezilmesi teşhisiyle Dicle Üniversitesi Hastanesi'nde uzun bir süre tedavi görür. 1993 yılında ise Çorum'a sürgün edilir.
27 Mart 1994 tarihinde Diyarbakır ilinde bir akrabasında misafir olarak kalan Necati Aydın ve eşi misafir olarak kaldıkları evde ev sahipleri ve evde bulunan 5 yaşındaki çocuk dahil kolluk kuvvetleri tarafından eve yapılan baskında gözaltına alınır. Olaydan 4 gün sonra Necati Aydın'ın eşi ve beraberinde gözaltına alınanlar serbest bırakılır. Necati Aydın ise 4 Nisan 1994 günü sabah saatlerinde Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne götürülür.
Necati Aydın o gün duruşma salonunda gördüğü tanıdık avukatlara "Beni mahkeme serbest bıraktı ama polisler bırakmıyor." der. Serbest bırakıldığı halde o gün adliye kapısında saatlerce bekleyen ailesi ve akrabaları dahil hiç kimse Necati Aydın'ın adliyeden çıktığını görmez ve o günden sonra bir daha Necati Aydın'dan haber alınamaz.
Necati Aydın'ın ailesi 5 Nisan 1994 tarihinde Diyarbakır savcılığına başvurarak bilgi almak istemişse de aileye Necati Aydın'ın serbest bırakıldığı bilgisi verilir. Akabinde ailenin avukatı savcı ile görüşme yapar ancak savcılık makamı da Necati Aydın için ''Muhtemelen örgüte katılmaya gitti'' cevabı cevabını verir.
Aileye 8 Nisan 1994 tarihinde savcılıkla yaptığı görüşmede ise ön kapı dışında sadece polislerin kullanabildiği, tek bir arka kapı olduğu cevabı verilmiş. Ancak savcılık yine Necati Aydın'ın akabetine ilişkin bilgi vermemiştir. Necati Aydın'ın cenazesi 9 Nisan 1994 günü Silvan Yolu üzerinde Kâğıtlı Jandarma Karakolu yakınlarında iki kişiyle birlikte bir tarlada bulunur. Necati Aydın'ın cenazesi Diyarbakır Devlet Hastanesi'ne getirilir.
Necati Aydın ile ilgili yapılan otopsi işlemi sırasında vücudunda birçok işkence ve darp izleri olduğu, ensesinden tek bir kurşunla öldürülmüş olduğu yapılan otopsi sonucu tespit edilir. Necati Aydın'ın ailesi iç hukukta bir sonuç elde edemeyince dava dosyasını AYM'e taşır.
Yapılan başvuru sonucunda AYM yaşam hakkına müdahale etmek, olguların belirlenmesinde tüm olanakları sağ Hükümlülüğünü ihlal etmek, etkin soruşturma yürütmemek ve öldürmeden önce işkence yapmak suçlarından Türkiye'yi mahkum eder. Daha önemlisi ise Türkiye'yi AİHM'e yardımcı olmamasından dolayı sözleşmenin 38. maddesinden de ayrıca mahkum eder.
İtirafçı veJİTEM elemanı olan Abdülkadir Aygan 2004 yılında Özgür Gündem Gazetesi'ne verdiği bir demeçte emniyetten gelen bilgi üzerine DGM tarafından serbest bırakılacak olan Sağlık Sen Diyarbakır Şubesi'nin 3 üyesi Necati Aydın, Mehmet Ay ve Ramazan Keskin'i adliye çıkışında aldıklarını yapılan sorgularının ardından Silvan yolunda bir araziye götürdüklerini anlatır.
Açıklamalarının devamında ise gözleri kapalı olan gençlerin ellerini arkadan bağladıklarını, yan yana diz çöktürdüklerini ve komutan Abdülkerim Kırca tarafından enselerinden birer el ateş edilerek infaz edildiklerini itiraf eder. Binlerce insanımız bu ülkede gözaltında kaybedilmesine rağmen bu suç yok sayıldı ve derin bir sessizlik ve suskunlukla karşılandı. Gözaltında kaybetmeler adalet sistemi eliyle cezasız bırakıldı.
Diğer ağır hak ihlallerinde olduğu gibi gözaltında kaybetmelerde de hakikatin açığa çıkartılması ve adaletin sağlanmasına yönelik politikalar hayata geçirilmedi. Aksine Ahim'in de işaret ettiği gibi Türkiye'de cezasızlık Bilinçli ve sistemli bir devlet politikası olarak uygulandı.
Bizler hak savunucuları olarak kaç yıl geçerse geçsin Necati Aydın için tüm kayıp ve siyasi cinayetlere kurban gidenler için İtiraz istemekten asla vazgeçmeyeceğiz