Şubemiz ve Kayıp Yakınları, “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” eyleminin 909. haftasında, 5 Temmuz 1994 tarihinde işine gitmek üzere evinden ayrıldığı sırada uğradığı saldırı sonucu katledilen İkram MİHYAZ'ın faillerini sordu.
Eylemde konuşan İHD Diyarbakır Şube Genel Sekreteri Fırat Akdeniz:
Bizler yıllardır bu meydanlarda devletin kolluk kolluk kuvvetleri ve ona bağlı paramiliter güçler tarafından çoğunluğu özellikle 90'lı yılların o karanlık o zifiri karanlık yıllarında bazen gece bazen geceye bile tenezzül etmeden gündüz ortası herkesin gözleri önünde zorla beyaz minibüslere bindirilip götürülen ve bir daha geri gelemeyen kayıplarımızı soruyoruz.
Bugün onlardan geriye sadece isimleri ve kucağımızdaki bu fotoğrafları kaldı. Bu yüzden bizim kalbimizde dayanılmaz bir yara, bir acı sızlıyor. Sevdiklerimizin mezarlarının olmamasının derin bir sızısı, derin bir acısı, tarifsiz bir acısı yaşıyor yüreğimizin en derin yerinde. Sevdiklerimizin fotoğraflarını kucağımızda taşıyoruz.
Taşıyınca onların gözlerinin içine bakınca susarak bize bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar. Onlar da bizim gibi değiller. Onlar esnaftı, işçiydi, öğrenciydiler. Tam 909 haftadır hiç bitmeyen bir yara ile ve aynı zamanda hiç bitmeyen bir umutla, kararlılıkla burada, bu meydanda her hafta toplanıyoruz.
Burası bizim bir tür sevdiklerimizin arayış mekanıdır. Burası bizim hafıza mekanımızdır. Sevdiklerimizin mezarı olmadığı için biz her hafta burada toplanıyoruz. Zaten gidecek başka yerimiz yok. Bu yüzden bu meydandan vazgeçemeyiz. Eğer buradan vazgeçersek sevdiklerimizden vazgeçeriz. Eğer sevdiklerimizden vazgeçersek insanlığımızdan vazgeçeriz.
Bu yüzden gözaltında zorla kaybedilen sevdiklerimizin akıbetini yıllardır burada arıyoruz ve onlara dokunamıyoruz. Ama her hafta kesintisiz bir şekilde burada onların fotoğraflarını gururla ve onurla kucağımızda taşıyoruz. Dile kolay değil. 909 hafta ve 31 yıldır bu meydanlarda her hafta kesintisiz bir şekilde genzimizi yakarak kayıplarımızı soruyoruz. Kayıplarımız nerede?
Bir kez daha burada haykırıyoruz. Son kaybımız bulunana kadar kayıplarımızı sormaya, aramaya devam edeceğiz.
Ardından Tüm Bel-Sen Diyarbakır Şube Eş Başkanı Mehmet Candar konuştu: İkram emek, demokrasi, barış mücadelesinin öncülerinden bir arkadaşımız. Sendika, Tüm Bel-Sen sendika kurucularından olan bir arkadaşımız.
Barışa inanan, özgürlüklere inanan adalete inanan, eşitliğe ve demokrasiye inanan bir arkadaşımız ve bunun mücadelesini yürütürken aslında belli olmayan değil, faili meçhul belli olan kriminal güçler tarafından iş yerine giderken katledilen bir arkadaşımız.
Bu mücadelede Cemal Çam arkadaşımız, Ahmet ve bunun gibi faili belli faili meçhul değil de faili belli yüzde binlerce insan katledildi. Bugün adalet arayışının 909. haftası. Bu süre bizim yine buradan hükümete ve mevcut Adalet Bakanı'na sesleniyoruz.
Bu kadar insanın katledilişine bu ülkede bu kadar faili belli ama kayıpların hala bulunmadığı bir ülkede bunlar bundan sonra bulunması gerekiyor. Kim bunları yapmışsa kim kim bu katletmişse bu kadar annelerimiz, bu kadar yoldaşlarımız, insanlarımız mücadele ediyorsa bunların faillerinin ortaya çıkarılıp bir an önce artık cezalandırılması gerekiyor.
Zaman aşımı yoktur. Bu hala insanların içinde derin bir öykü, derin bir yara zaman aşımı olmaz bunda. Tekrar sesleniyoruz buradan faili belli bu kriminal güçlerin bir an önce ortaya çıkarılıp cezalandırılmasını istiyoruz. Kayıpların bir an önce bulunmasını istiyoruz. Artık kendi kendi olacak kemiklerinin olacağı bir mezarlık istiyorlar. Talepleri budur.
Ardndan İHD Diyarbakır Üyesi Av. Berfin Elçî İkram MİHYAZ'ın hikayesini okudu:
1965 Bitlis-Tatvan doğumlu İkram Mihyaz, evli ve bir çocuk babasıydı; çevresinde sevilen ve sayılan biriydi. İzmir Tüm Bel-Sen 2 No'lu Şube kurucuları arasında yer almış ve daha sonra aynı şubede başkanlık görevini yürütmüştü. Kamu emekçileri sendikalarının kuruluşundan önce Sendikal Yürütme Kurulları (SYK) içinde yer almıştı.
İkram Mihyaz, 2 Mart 1994 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen Tüm Bel-Sen Genel Merkez Kongresi'nin ardından İzmir’deki görevine dönmüştür. Sendikal hakların aranması ve savunulması süreçlerinde sergilediği aktif kararlılık nedeniyle baskılara maruz kalan Mihyaz, 5 Temmuz 1994 tarihinde işine gitmek üzere evinden ayrıldığı sırada uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir.
Olayın meydana geldiği tarihten itibaren adli makamlar nezdinde gerçekleştirilen tüm hukuki girişimlere ve takiplere rağmen, soruşturma dosyasında somut bir ilerleme kaydedilememiş ve faillerin kimlikleri tespit edilmemiştir. Söz konusu dosya kayıtlara "faili meçhul" olarak geçmiştir.
Aradan kaç yıl geçerse geçsin, İkram Mihyaz için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.