916. HAFTA: OSMAN BULUTTEKİN’İN AKIBETİ SORULDU!

Şubemiz ve kayıp yakınları “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemimizin 916. haftasında; 23 Ağustos 1995 tarihinde, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde, kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından evinden zorla alınıp kayıp ettirilen Osman Buluttekin’in akıbetini sordu.

Eylemde konuşan İHD Diyarbakır Şubesi Başkanı Ercan Yılmaz şunları söyledi:Değerli Kayıp Yakınları, Sivil Toplum Örgütlerinin kıymetli temsilcileri, hepiniz Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın talebiyle gerçekleştirdiğimiz Adalet Arayışımıza hoş geldiniz. Bu hafta itibariyle 916. haftayı geride bırakıyoruz. Yıllardır bu alanlarda, Türkiye'nin farklı noktalarında, özellikle 90'lı yıllarda yaşanan zorla kaybetmeleri, faili meçhul cinayetleri dile getiriyoruz.

Bu konuda devletin yüzleşme mekanizmalarını harekete geçirmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu talebimiz Kayıp Yakınlarının adalet arayışının bir gereği ve aynı zamanda uzun yıllardır devam eden Kürt meselesinin de demokratik çözüm ihtimalinin ortaya çıktığı bugünlerde kalıcı barışın olmazsa olmaz şartlarından biridir.

Yarın 30 Ağustos, uluslararası camiada zorla kaybetmelerle mücadele günü. Akabinde Salı günü 1 Eylül Dünya Barış Günü. Aslında bu iki tarihin arka arkaya gelmiş olmasının da bir anlamı var bizce. Dünya üzerinde çatışmaların sona erdiği, barış meselesinin konuşulduğu her ortamda geçmişle yüzleşme sağlanmıştır. Geçmişle yüzleşme konusunda adımlar atılmıştır.

Türkiye'de de devam eden bu sürecin başarıya ulaşabilmesi için toplumsal barışa hizmet edebilmesi için geçmişle yüzleşmenin sağlanması gerekiyor. Bu konuda elimizde yeterli doneler var. Devletin arşivleri var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var. Yetersiz de olsa yerel mahkemelerde açılan davalar var. Bu davalarda alınan beyanlar var.

Birçok davada tanıklar ve bazı sanıklar bu suçların nasıl işlendiğini, nasıl bir devlet organizasyonu içerisinde bu yurttaşlara karşı bu suçların işlendiğini defalarca açıkladılar. Yine İnsan Hakları Derneği gibi birçok İnsan Hakları kuruluşu da bu meseleye dair raporlar hazırladı. Veriler, doneler yeterli.

Eksik olan tek şey devletin bu konudaki iradesi. Buradan bir kez daha hem 30 Ağustos zorla kaybetmelerle mücadele günü vesilesiyle hem 1 Eylül Dünya Günü, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle çağrıda bulunuyoruz. Devlet arşivlerini açın, geçmişle yüzleşin, kayıp yakınlarının adalet arayışına ses olun.

Aksi durumda Kürt meselesinin çözümü ertelenecektir ve toplumsal anlamda eksik kalacaktır.


Ardından İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu Üyesi Berfin Elçi, Osman Buluttekin'in hikayesini okudu. Osman Buluttekin, 1960 yılında Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Yeşilköy’de doğdu. Ortaokul mezunu olan Osman Buluttekin, evli ve yedi çocuk babasıydı. Köyleri askerler tarafından yakılınca, ailesiyle birlikte Kulp merkeze göç etmek zorunda kaldı.
23 Ağustos 1995 gecesi, Kulp ilçesi civarında gerçekleşen bir çatışma nedeniyle Kulp merkeze giriş ve çıkışlar yasaklandı. O gece yarısı, Buluttekin ailesinin jandarma karakoluna ve kaymakamın konutuna yaklaşık 100 metre mesafedeki evine, kendilerini polis olarak tanıtan, ağır silahlı dört kişi tarafından baskın düzenledi. Baskına gelen kişiler, “Emniyetten geliyoruz, seninle biraz işimiz var,” diyerek Osman Buluttekin’i evinden zorla götürür. Baskın sırasında evin telefon kabloları kesilir. Emniyette bekçi olarak çalışan 35 yaşındaki Osman Buluttekin pijamalarıyla ve ayağında terlikleriyle zorla evden çıkarılır.
O gece yaşananlara tanıklık eden bir komşu, Osman Buluttekin’in bir araca bindirilerek yakında bulunan ve polisler tarafından kontrol noktası olarak kullanılan tepelik bir bölgeye götürüldüğünü söyler. Ailesi, belirtilen bölgeye giderek Osman Buluttekin’in akıbetini sormak istese de, buranın yasaklı bölge olduğu gerekçesiyle girişlerine izin verilmez.
Osman Buluttekin, kaybolmasından üç ay önce, 14 ay cezaevinde kaldıktan sonra Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nden tahliye edilmişti. Ailesinin ifadesine göre, o tarihten itibaren sürekli tehdit telefonları almaya başlamıştı. Osman Bulutekin gözaltına alındıktan hemen sonra aile, Kulp Emniyet Müdürlüğü’ne ve Jandarma Komutanlığı’na başvurur. Emniyetteki yetkililer, anne Kariban Buluttekin’e, “Biz almadık ama sana söz veriyoruz, onu bulacağız,” söyler. 
Ancak, Osman Buluttekin’den o günden sonra bir daha haber alınamadı. Ailesi, onun akıbetini öğrenmek için birçok kuruma başvurdu, ancak gözaltına alındığı iddiası yetkililerce sürekli inkâr edildi. Aile, Osman Buluttekin’i evden alanların güvenlik güçleri olduğuna inanmaktaydı. Bu nedenle faillerin bulunması ve cezalandırılması için İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nden hukuki yardım talebinde bulundu. Ancak İHD Diyarbakır Şubesi’nin tüm çabalarına rağmen, Osman Buluttekin’in akıbetine dair herhangi bir sonuca ulaşılamadı.
Bir kez daha bu meydanda hatırlatmak istiyoruz! Gözaltında zorla kaybetme bütün insanlığın utancıdır. Bu utancı yeryüzünde silmek için mücadele etmek onur sahibi her insanın görevidir.
Kaç yıl geçerse geçsin, Osman Buluttekin için kayıplarımız için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.