923. HAFTA: HÜSEYİN AYDEMİR VE FEHMİ TOSUN’UN FAİLLERİ SORULDU!

923. HAFTA: HÜSEYİN AYDEMİR VE FEHMİ TOSUN’UN FAİLLERİ SORULDU!

Şubemiz ve kayıp yakınları, “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” eylemimizin 923. haftasında; 19 Ekim 1995 tarihinde İstanbul’da sivil polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan Hüseyin Aydemir ve Fehmi Tosun’un faillerini sordu.

İHD Amed Şube Sekreteri Fırat Akdeniz eylemde yaptığı konuşmada şunları söyledi: 31 yıldır sevdiklerimizin akıbetini soruyoruz. Bu mücadelemiz son kaybımız bulunana kadar devam edecek.

Daha sonra Fehmi Tosun'un kardeşi Kıymet Zengin Zazaca olarak şunları söyledi: Benim kardeşimi ve Hüseyin Aydemir'i İstanbulda gözaltında kaybettiler. Adalet Bakanına sesleniyorum. Önce bu failleri bulun sonra adaletten bahsedin. Bu şekilde bizi kandıramazsınız. Ben sağ olduğum sürece davacıyım. Kardeşimi gözaltına aldıklarına kardeşim dedi plakayı alın beni kaybetmeye götürecekler. Plakasını aldık soruşturunca plakanın sahte olduğunu öğrendik. Bu şekilde mi Kürtleri bitireceksiniz?

Daha sonra Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu şunları söyledi. Çok önemli bir sürecin içindeyiz. Biliyoruz ki tek başına çatışmasızlığı barış olarak adlandıramayız. Barışın bu meydanlardan geçmesi gerekiyor. Bu meydanlarla yüzleşmedikçe negatif barış sürecinden pozitif barış sürecine geçemeyiz. Süreçle beraber Diyarbakır milletvekilleri olarak bir kamusal özür mekanizmasının ve yasasının mecliste görüşülmesi için çaba içerisinde olacağız.

Daha sonra İHD Amed Şubesi Kayıp Komisyonu Üyesi Berfin Elçi, Hüseyin Aydemir ve Fehmi Tosun'un hikayesini okudu.

34 yaşındaki 6 çocuk babası Hüseyin Aydemir, Lice’nin Tûtê (Yaprak) köyünde yaşıyordu. O dönemde köy yakmalarla, köylüler göçe ve korucu olmaya zorlanıyordu. Bu baskılara daha fazla dayanamayan Hüseyin Aydemir, ailesi ile birlikte önce Diyarbakır’a, ardından Adana’ya göç eder. Ancak buralarda da baskı ve tehditlerden kurtulamaz. 1995 yılının ortalarında ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınır. 35 yaşındaki 5 çocuk babası Fehmi Tosun, Lice’nin Licok köyünde yaşıyordu. Siyasal şiddetin bin bir halinin mekânı olan Lice ve köylerinde ağır bir baskı ortamı vardı. Köylerinde yaşama olanakları kalmayan Tosun ailesi İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Fehmi Tosun, 19 Ekim 1995 sabahı yakın arkadaşı Hüseyin Aydemir ile birlikte Avcılar’daki evinde kahvaltı yaptı. Kahvaltı sonrası birlikte evden ayrılan iki arkadaş bir daha geri dönemedi. Fehmi Tosun, akşam saatlerinde silahlı, telsizli, sivil giysili üç kişi tarafından 34 UD 597 plakalı beyaz Renault araçla evinin önüne getirildi. Bu kişilerle evin bahçesine doğru ilerlerken kendisini gören eşi ve çocuklarına “Beni öldürecekler!” diye bağırdı. Onlar Tosun'un yanına koşunca zorla araca bindirilerek götürüldü. Olaya mahalleliler de tanık oldu. Hüseyin Aydemir ve  Fehmi Tosun’un gözaltına alındığı, devletin bütün kademelerince inkâr edildi.  Akıbetlerinin açığa çıkartılmasını, suçun faillerinin yargılanmasını sağlayacak etkinlikte soruşturma yürütülmedi. Zamanaşımı gerekçe gösterilerek dosyada takipsizlik kararı verildi. İç hukuk yollarından sonuç alınamayınca, dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. 2003 yılında sonuçlanan davada Türkiye hükümeti, soruşturmanın yetersiz kaldığını ve yaşam hakkını güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesi bakımından ihlal bulunduğunu kabul etti. Benzer olayların önlenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağı yönünde taahhütte bulundu. Ancak bu kabul, etkin bir soruşturmayla ve sorumluların yargılanmasıyla tamamlanmadı. Fehmi Tosun’un ve Hüseyin Aydemir'in akıbetlerini ortaya çıkarmak ve sorumluları belirlemek için gereken adımlar atılmadı. Dosya, zamanaşımı gerekçesiyle verilen takipsizlik kararıyla kapatıldı.  Karara yapılan itirazlar reddedildi. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru sonuçsuz kaldı. 923 haftadır bu coğrafyada bir devlet politikası olarak uygulanan gözaltında kaybetme suçunda hesap verebilirliğin sağlanması ve hakikatin ortaya çıkarılması için mücadele ediyoruz. 923 haftadır ısrarla hatırlatıyoruz: Gözaltında zorla kaybetmeler ancak insan haklarının sistematik olarak ihlal edildiği şartlarda gerçekleşebilir. Bu şartları yaratan da cezasızlık sisteminin varlığıdır. Bu yüzden 923 haftadır devleti insan hakları ihlallerine ve cezasızlığa son vermeye, evrensel hukuktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Hüseyin Aydemir ve Fehmi Tosun için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz.