924. HAFTA: HAMZA ARSLANOĞLU’NUN FAİLLERİ SORULDU!

924. HAFTA: HAMZA ARSLANOĞLU’NUN FAİLLERİ SORULDU!

924. HAFTA: HAMZA ARSLANOĞLU’NUN FAİLLERİ SORULDU!

Şubemiz ve kayıp yakınları, “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” eylemimizin 924. haftasında; 25 Ekim 1995 tarihinde Diyarbakır’da JİTEM elemanları tarafından takip edildikten sonra kaybedilen Hamza Arslanoğlu’nun faillerini sordu.


Eylemde konuşan İHD Amed Şube Eş Başkanı Ercan Yılmaz:

Değerli kayıp yakınları, sevgili insan hakları savunucuları, hepiniz kayıplar bulunsun, failler yargılansın talebiyle gerçekleştirdiğimiz adalet arayışımıza hoş geldiniz. 924. haftayı geride bırakıyoruz. Yıllardır zorla kaybedilen insanların yakınları, faili meçhul cinayete kurban giden yurttaşların yakınları bu meydanlarda adalet arayışını dile getiriyor.
Bildiğiniz gibi yakın zamanda Adalet Bakanlığı bünyesinde faili meçhul meçhul suçları araştırma daire başkanlığı kuruldu. Dönem dönem de bu daire başkanlığının faaliyetleriyle ilgili Adalet Bakanı Resmi sitesinden bazı duyurular yapılıyor. En son 3 Ekim 2026 günü bir açıklama yapıldı.
Bu açıklamada bugüne kadar Türkiye genelinde 58 faili meçhul dosyanın aydınlatıldığı belirtiliyor. Daha önce de bu konuda defalarca bu alanlardan çağrıda bulunmuştuk. Türkiye'de zorla kaybetme ve faili meçhul cinayetler bir gerçektir.
Ancak bunun siyasi boyutuyla bizati devlete bağlı paramiliter güçlerle işlenilen suçların bugüne kadar göz ardı edildiğini ifade etmek istiyoruz. Bahsedilen 58 soruşturma dosyasının aydınlatılmış olması çok önemlidir. Ancak bu soruşturma dosyalarının hiçbirinde fail olarak kamu görevlileri bulunmamakta.
90'lı yıllarda Kürt kimliğine Kürtlerin hak ve özgürlükleri konusunda mücadele eden insanları hedef alan fiillerin hiçbirisi bulunmamakta. Yine aynı açıklamada yıllardır burada belirttiğimiz sloganın kullanılmasının da trajikomik olduğunu ifade etmek istiyoruz.
Söz konusu açıklamada bir dosyaya atfen 39 yıl da geçse faili meçhul suçlar araştırılmaktan vazgeçilmeyecek, adalet arayışı devam edecek şeklinde Bakanlığın resmi bir açıklaması var. Bu sloganı yıllardır bu alanda biz kullanıyoruz. Bu sloganın hayata geçirilmesi için mücadele ediyoruz.
Ancak ısrarlı ve istikrarlı bir şekilde zorla kaybetmeler, faili meçhul cinayetler, Kürt coğrafyasında bir devlet projesi olarak uygulanan bu suçlar açığa çıkarılmak istenmiyor. En yakın örneği geçtiğimiz günlerde 33.
yılını geride bıraktığımız Lice katliamı 22 Ekim 1993 tarihinde 4 gün boyunca Diyarbakır'da Lice ilçesinde bir devlet terörü yaşandı. Bir devlet şiddeti yaşandı. 17 yurttaş içlerinden biri üst düzey bir asker olmak üzere toplam 17 yurttaş yaşamını yitirdi. Yüzlerce iş yeri tahrip edildi.
Binler Her insan Lice katliamından sonra Lice'yi terk etmek zorunda kaldı. Bu olayın üzerinden 20 yıl geçtikten sonra göstermelik bir dava açıldı. O davada da en son kalan sanığın yaşamını yitirmesi nedeniyle dava hakkında düşme kararı verildi. Ve bugün hala aradan 33 yıl geçmesine rağmen Lice'de neler yaşandı?
Kimler bu ağır insan hakları ihlallerine neden olan fiilleri Gerçekleştirildi. Yargıya yansımadı. Bizler biliyoruz. Lice halkı biliyor. İnsan hakları savunucuları biliyor. Bu fiilleri kimlerin işlediğini ancak yargı mekanizması Failleri aklamak, bu ağır suçu cezasız bırakmak dışında herhangi bir adım atmadı.
Bugün buradan bir kez daha bugüne kadar işlenen zorla kaybetmelerin, faili meçhul cinayetlerin, yargısız infazların aydınlatılması talebimizi iletiyoruz. Ve sadece bu talebi iletmekle kalmıyoruz. Bu talebimiz yerine getirilene kadar mücadele etmeye her şart ve koşulda mücadele etmeye devam edeceğimiz Bilinmesini bir kez daha istiyoruz.
Bugün 1995 yılında zorla kaybedilen Hamza Arslanoğlu'nun hikayesini sizlerle paylaşacağız. Oğlu Mesut Arslanoğlu aramızda. Kendisi aile adına düşüncelerini ifade edecek. Akabinde de yönetim kurulu üyemiz Ali İhsan Demirtaş Hamza Arslanoğlu'nun hikayesini sizlerle paylaşacak. Ben şimdiden katkınız ve dayanışmanız için teşekkür ediyorum.

Daha sonra Hamza Arslanoğlu'nun oğlu Mesut Arslanoğlu şunları söyledi: Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Babam Hamza Asanoğlu 90'lı yıllarda DEP, HEP ve DAVA'mi olan HADEP'te yürütmüş olduğu siyasi çalışmalardan dolayı sürekli JİTEM elemanları tarafından takip ediliyordu. Ve nihayet 11 Ekim 1995 yılında Hatboyu Caddesi'nde zorla Beyaz Toros'a bindirilerek kaybedildi.
Ve aradan geçen yaklaşık 32 yıldan sonra babamdan hiçbir iz alınamadı ve cesedine ulaşamadı. Şimdi ben buradan bir şey söylemek istiyorum. Burada görmüş olduğunuz bu kayıpların bırakın kemiklerini, biz taziyelerini bile daha kuramamışız. Hiçbir irin daha taziyesi kurulmamış. Bugün ben buradan bir annenin gözüyle size seslenmek istiyorum. 2007'de kaybettiğim nenem büyük bir sohbetinde bana şunu söylemişti.
"Oğlum babam yedi çocuğumun en küçüğüdür." demişti. Ben babamdan önce de çocuklarımı kaybettim. En büyük amcamı kanserde 1983 yılında kaybetmişti. Ve o zaman nenen bana şunu demişti ki: "Oğlum bu dünyada evlat acısından daha zor bir acı yok." diye düşünüyordum. Ben 40 yıl en büyük oğlumun yasını tuttum. Ama diyor senin babanın verdiği acıyı hiçbir acı bana vermedi. Çünkü ben büyük oğlumu kendi dizlerimin üzerinde kaybettim.
Onu yıkadık, kefenledik ve kendi elimizle mezara gömdük. Ve ben o gün bu gündür büyük oğlumun Her gün mezarına gidiyorum. Ama senin babanın durumu o şekilde değil. Ben oğlumu nasıl öldüğünü görmedim. Ben oğlumu yıkayamadım. Ben oğlumu kefenleyemedim. Hem nenem, hem iki halam, biri oğlu, diğerleri ise kardeşlerini, kemiklerini bulamadan aramızdan ayrıldılar. Buradan bir kez daha seslenmek istiyorum.
Eğer bu konuda bir ciddiyet varsa, bir samimiyet varsa derhal mecliste bir komisyon kurulmalı, bu ailelerle görüşülmeli. Bu ailelerin verdiği bilgiler doğrultusunda Birçok kemiğimize ulaşacağımızı düşünüyorum. Buradan tekrar hepinize katığınız için teşekkür ediyorum.

İHD Amed Şube yöneticilerinden Ali İhsan Demirtaş, Hamza Arslanoğlu'nun hikayesini okudu:

Hamza Arslanoğlu evli 4 çocuk babasıydı. Geçimini inşaatlarda boyacılık yaparak geçiren Hamza Arslanoğlu aynı zamanda Diyarbakır HADEP İl Yönetiminde yer almaktaydı. Hamza Arslanoğlu HADEP İl Yönetiminde yer aldığından dolayı sürekli JİTEM elemanları tarafından izlenmekteydi. Kaybedilmeden bir süre önce Dağkapı semtinde arkadaşı ve 13 Kasım 1994 tarihinde gözaltında zorla kaybedilen Ali Tekdağ ile birlikte silahlı saldırıya uğradı fakat yara almadan kurtuldu. 
 
Hamza Arslanoğlu, 25 Ekim 1995 tarihinde eşine “bir iş için Diyarbakır’ın Lice ilçesine gideceğini ve arkadaşlarının akşam saatlerinde eve misafirliğe geleceğini” söyleyerek sabah saatlerinde evden ayrılır.
 
Evden ayrıldıktan sonra Bağlar semtinde Mürsel isimli bir arkadaşının dükkânına telaşla giren Hamza Arslanoğlu JİTEM tarafından takip edildiğini söyledi. Bunun üzerine dükkân sahibi şapkasını ve montunu kendisine verdikten sonra kahvedekilere haber vermek için dükkândan ayrıldı. Dükkân sahibi döndüğünde Hamza Arslanoğlu’nun orada olmadığını gördü ve Hamza Arslanoğlu’ndan o tarihten sonra bir daha haber alınamadı.
 
Hamza Arslanoğlu kaybedildikten sonra polisler evine sık sık baskınlar düzenledi. Bu baskınlar esnasında aile tehdit ve hakaretlere maruz kaldı ve aile daha fazla bu baskılara dayanamayarak İzmir’e taşınmak zorunda kaldı.
Hamza Arslanoğlu’nun ailesi uzun bir süre boyunca tehdit edildiklerinden ve can güvenliklerinin olmamasından kaynaklı herhangi bir kuruma başvuruda bulunmadı. Hamza Arslanoğlu dosyası öylece sonuçsuz olarak kalır.
Bu insan hakkı ihlalinin asli unsuru ve tarafı olan devlete Hamza Arslanoğlu şahsında gözaltında zorla kaybetme hakikatiyle yüzleşmesini, belirsizliğin, cezasızlığın ve tüm bilinmezliklerin ortadan kaldırılması gerektiği yükümlülüğünü bir kez daha yüksek sesle hatırlatıyoruz.