Şubemiz ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, Failler yargılansın” eylemimizin 925. haftasında; 2 Kasım 1996 tarihinde Kulp ilçesinin Demirli Köyünde gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Mehmet Şirin Bayram’ın akıbetini sordu.
İHD Amed Şube Sekreteri Fırat Akdeniz eylemde yaptığı konuşmada Kürtçe olarak şunları söyledi: Şirin Bayram henüz 17 yaşına girmeden devletin paramiliter güçleri tarafından kaybedildi ve o günden sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. dedi. Devlet adalet var diyor nerede adalet? Bu kayıplar nerede? dedi.
Daha sonra Mehmet Şirin Bayram'ın annesi Remziye Bayram Kürtçe olarak şunları söyeldi: Tüm kayıp yakınları adına hepinize hoşgeldiniz diyorum. Mehmet Şirini alıp götürdüler ve bir daha kendisinden haber alamadık. Devlete sesleniyorum 2 yıldır süreç başlattık diyorsunuz. Peki bu 2 yılda hiç bir kaybın yeri veya akıbeti açıklandı mı? Hayır.
Bu meydanlarda sürekli yaşanılan acının tarifini nasıl yapabiliriz? Nasıl kelimelere dökebiliriz? Hangi cümlelerle yaşanılan bu duyguları ifade edebiliriz diye her hafta Buna dair bir bildirme çalışıyor.
30 yılın sonunda 96'dan bu yana abim evinden evinden alınırken 17.000 faili meçhul cinayete kurban giden bütün arkadaşları gibi sağ salim evinden alındı. Bir daha da kendisinden haber alınamadı. Bu tarifsiz acının hangi dille dile geleceği, hangi dille tanımlanacağı ile ilgili bildiğimiz bir cümle yok.
O yüzden biz 925 haftadır yekavaz bir şekilde burada insan yaşam hakkını kutsal gören herkesin dayanışmada bulunan bütün koşullara rağmen bu meydana gelme konusunda bu ailelerle yan yana olma noktasından uzak durmayan bütün herkesin emeğini gören ve bunun içinde katkılarından dolayı bugün de burada olan herkese bir kez Daha sizin aracılığınızla da azınlık ve şekillerinizi söylemek istiyoruz.
925 haftadır sürekli devletin yapması gereken sorumluluklar hatırlatılmakta. Devlet kendi sorumluluklarının gayet bilincinde ve farkında olan bir yapı.
925 haftadır faili meçhul cinayetlerin çözülmesi ve bu hakikat ile yüzleşilmesi noktasında devletin ilgili paramezmalarının göreve geçmesi ve sorumluluklarını yerine getirmesi noktasında her hafta bu hatırlatmalar yapılmakta. Bu ülkede, bu coğrafyada bir süreç başladıysa bu ülkenin, bu cumhuriyetin 2. yüzyılına kara leke olarak devam etmemesi için devletin bu hakikatle yüzleşmesi gerekiyor. Faili meçhul cinayetlere dair bir an önce zaman kaybetmeden bu sürecin kıymetini ve değerini bilen bir yerden bir an önce hakikat komisyonları kurulmalı. Devletin kendisi kendisinin bu kara tarafıyla, kara yüzüyle bir an önce yüzleşmesi gerekiyor.
Şunu unutmamak lazım ki hakikatlerin eninde sonunda iyi kötü ortaya çıkma gibi bir duyu olduğunu bilmek gerekiyor. Bu hakikatle de ya bir bir an önce ilgili mekanizmaların aracılığıyla daha hızlı bir şekilde ortaya çıkar ya da eninde sonunda verilen bu mücadeleyle sorulan bu hesaplarla bu hakikatler zaten açığa çıkacaktır.
Bu coğrafyada Kürt kimliğini taşıdığı için 17.000 tane insanın kutsal olan yaşam hakkı elinden alındı. Devlet dediğimiz aygıt vatandaşın, insanın, yurttaşın, toplumun yaşam hakkını korumak ve kollamak zorundadır. Bu gerçekliği Anayasası içerisinde buna yer vermiş olan bu mekanizmaya her seferinde bu sorumluluğunu hatırlatmaktan yorulmadık. Yorulmamaya da devam edeceğiz. Biz bu ülkenin 2. yüzyılının daha aydın bu toplumun faydasına olan bu toplumun insan gibi nefes aldığı, insan gibi yaşadığı bir dönemi yaşaması için devletin zamanında devlet aygıtlarının bütün gücü ile Bu topluma yaşattıklarıyla yüzleşmesi ve bir sonraki 100 yılın daha bu kara lekelerle devam etmemesi aynı akıbetlerin bu toplumun tepesinden bir an önce kaldırılması için sorumluluğunu yerine getirmek zorunda.
Daha sonra İHD Amed Kayıp Komisyonu üyelerinden Berfin Elçi, Mehmet Şirin Bayram'ın hikayesini okudu:
Mehmet Şirin BAYRAM, 15 Ağustos 1978 tarihinde Diyarbakır ili Kulp ilçesi Demirli Köyüne bağlı Bîra Zeyna Mezrasında doğar.
1994 yılında Bayram Ailesinin yaşadığı Demirli Köyü Bîra Zeyna Mezrasında devlet köylüler üzerinde ciddi baskılar oluşturup, köylüleri korucu olmaya zorlar. Ancak tüm baskılara rağmen köylüler koruculuğu kabul etmeyince yaşadıkları köy yakılır ve çoğu köylü zorla yerlerinden göç ettirilir.
Şirin Bayram’ın amcası olan İhsan BAYRAM, tüm baskılara rağmen köyde kalmaya devam eder. Aradan 2 yıl geçtikten sonra Mehmet Şirin BAYRAM, 1996 yılının Kasım Ayında köyde yaşamakta olan amcası İhsan Bayram’ı ziyaret etmek için yola çıkar.
Demirli köyüne vardığında karanlık çöker. Mehmet Şirin BAYRAM, yoluna devam etmez, sık sık yaşanan operasyonlardan dolayı gece tehlike arz edebilir diye Bîra Zeyna’ya ertesi sabah gideceğini düşünerek akrabası olan Ramazan Tekin’in evinde misafir olarak kalmaya karar verir. O gece saat 11-12 civarında Kulp Korucuları’nın ve Askerlerin yaptıkları ev baskınında ev sahibi olan Ramazan TEKİN ve misafir olan Şirin BAYRAM gözaltına alınır.
Ramazan TEKİN ve Şirin Bayram’ın gözaltına alındığı esnada ev sahibi Hazal TEKİN, (Ramazan Tekin’in eşi) Fettah ve Cumali isimli iki korucuyu tanıdığını söyler. Aynı günün sabahında Hazal TEKİN, Şirin Bayram’ın amcası olan İhsan Bayram’ı haberdar etmek üzere saat 07:00 gibi Bîra Zeyna mezrasına giderek Şirin'in amcasına Kulp korucularının ve askerlerin Şirin ve Ramazan’ı gözaltına aldıklarını haber verir.
İhsan BAYRAM Kulp Karakolu'na giderek gözaltındaki Şirin BAYRAM için tanıdığı koruculardan korucubaşı Hüseyin ve Mustafa BULUT'tan Şirin BAYRAM hakkında bilgi vermelerini ister. Mustafa BULUT İhsan BAYRAM’a burada kalıp kendisinden haber beklemesi gerektiğini söyler, ertesi gün öğlen saatlerinde Mustafa Bulut (korucubaşı) İhsan BAYRAM’a ulaşarak Şirin’in Kulp Karakolu'nda olduğunu onu gördüğünü, onunla konuştuğunu ve Şirin’in gözlerinin bağlı olduğunu söyler.
Bu olaydan sonra Korucubaşı olan Mustafa BULUT Kulp Karakolu'na çağrılarak Şirin Bayram’ı gördüğünü söylememesi için tehdit edilir ve şiddet görür. Ertesi gün sabah 08.00 gibi Mustafa BULUT, Şirin Bayram’ın amcası İhsan Bayram’ın yanına giderek Şirin Bayram’ı hiç görmediğini ve Kulp Karakolu'na hiç gitmediğini söyler.
Ailenin tüm resmi kurumlara yapmış olduğu başvuru ve arama çabalarına rağmen 17 yaşında gözaltında kaybettirilen Şirin Bayram’dan bir daha haber alınamaz.
Yıllardır bu meydanda “evladımın kemiklerini istiyorum, onun da bir mezarı olsun; gidip başında dua okumak istiyorum” diyen Remziye Ananın bu hasreti son bulsun istiyoruz.
Kaç yıl geçerse geçsin Mehmet Şirin Bayram için adalet istemekten, Remziye anne ve diğer tüm annelerimizin özlemini haykırmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.