Değerli Basın emekçileri ve kıymetli kamuoyu;
Bugün 4 Kasım 2016 günü Halkların Demokratik Partisine yönelik başlatılan yargısal operasyonun onuncu yılını geride bırakıyoruz. 2013 ile 2015 yılları arasında toplumda Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü umudu doğuran sürecin başarısızlıkla sonuçlanması akabinde tekrardan başlayan çatışmalı ortam ile birlikte HDP temsilcileri demokratik siyasetin dışına itilmek istenmiştir.
IŞİD’in Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik saldırılarına karşı Halkların Demokratik Partisi Genel Merkezi tarafından yapılan ve demokratik tepki geliştirme çağrısını içeren bir sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek 6 ile 8 Ekim 2014 tarihleri arasında yaşanan toplumsal olayların sorumluları olarak HDP MYK üyeleri gösterilerek haklarında soruşturma süreci başlatılmıştır. 20 Mayıs 2016 günü TBMM genel kuruluna sunulan 6718 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişikliğin Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin yasallaşması ile milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının hukuki alt yapısı oluşturulmuştur. Yasanın Resmi Gazete ilanından kısa bir süre sonra kamuoyunda “Kobanê Davası” olarak bilinen dosya kapsamında aralarında hâlâ tutuklu olarak bulunan dönemin HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 12 milletvekili gözaltına alınmış, milletvekillerinden 9’u tutuklanmıştır. 4 Kasım 2016 gününden sonraki yaklaşık 1 yıllık süreçte gözaltına alınan milletvekili sayısı 27’ye, tutuklu bulunan milletvekili sayısı 15’e kadar çıkmıştır. Söz konusu dava dosyası kapsamında 2020 yılı eylül ve ekim aylarında HDP’li siyasetçiler hakkında tekrardan yeni gözaltı ve tutuklama kararları verilmiştir. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen dava hakkında 16 Mayıs 2024 Günü verilen karar ile tutuklu bulunan 5 siyasetçinin tahliyesine, ifadesi alınmayan 72 siyasetçinin dosyalarının ayrılmasına karar verilmiştir. Şu an itibariyle Kobanê Dosyası kapsamında 14’i tutuklu olmak üzere 108 kişi yargılanmaktadır.
Ayrıntılı bir şekilde yargılama sürecini hatırlatmaya çalıştığımız Kobanê Davasında hatırlanılması ve ivedilikle uygulanması gereken bir diğer husus; dosya ile ilgili verilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıdır. Onuncu yılı geride kalan bu yargılama hakkında bu güne kadar;
1) 20/11/2018 Tarihli Selahattin Demirtaş/Türkiye ( No: 2) Kararı
2) 22/12/2020 Tarihli Selahattin Demirtaş/Türkiye ( No: 2) Büyük Daire Kararı
3) 08/11/2022 Tarihli Yüksekdağ Şenoğlu ve Diğerleri / Türkiye Kararı
4) 08/07/2025 Tarihli Selahattin Demirtaş/Türkiye ( No: 4) Kararı
5) 09/06/2026 Tarihli Ürküt/ Türkiye Kararı
olmak üzere 5 Ayrı dosyada başvurucular ile ilgili hak ihlali kararı verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi vermiş olduğu bu ihlal kararları ile siyasetçilere isnat edilen suçlamaların tutuklanmaları için yeterli olmadığını, davaya konu edilen sosyal medya paylaşımının, meydana gelen şiddet eylemleri ile bağının kurulamadığını, yargı makamlarının hukuki değil siyasi saiklerle hareket ederek HDP’li siyasetçiler hakkında tutuklama kararları verdiğini belirtmiştir. AİHM tarafından verilen ihlal kararları sadece tutuklama kararlarının ölçüsüz olduğu ile ilgili olmayıp aynı zamanda dava dosyası kapsamında siyasetçilere isnat edilen fiillerin de suç olarak değerlendiremeyeceği yönündedir. Bu kararların hukuk dünyasındaki karşılığı, dava dosyasında sanık olarak bulunan tüm siyasetçilerin haklarındaki suçlamalardan beraat etmesi gerektiğidir. Zira Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasanın 90. Maddesi gereği AİHM tarafından verilen kararlar iç hukuk açısından kesin olarak bağlayıcıdır. Bu bağlayıcılık kuralı dava taraflarının kimliklerinden veya dosyaların ele alındığı zamanki siyasi konjonktürden bağımsız olarak herkese eşit bir şekilde uygulanmayı zorunlu kılmaktadır.
Demokratik Kürt siyasetini yargı baskısıyla etkisiz kılmayı amaçlayan Kobanê davası, niteliği itibariyle toplumun ilk kez karşılaştığı bir dava değildir. Cumhuriyetin geride bırakılan yüz yılının neredeyse her döneminde benzer davalara tanık olunmuş, Kürtleri temsil eden farklı gelenekteki siyasi yapıların bu yöntemlerle susturulmaya çalışıldıkları görülmüştür. Şark İstiklâl Mahkemelerinde görülen yargılamalar, Kürt aydın ve öğrencilerinin hedef alındığı 49’lar Davası, TKDP Antalya Davası, DDKO üyelerine yönelik başlatılan tutuklama ve yargılamalar ve 12 Mart askeri müdahalesinin ardından DDKO’nun kapatılması, 12 Eylül askeri darbesinden sonra başlatılan yargılamalar, DEP milletvekilleri davası, 2009’da başlatılan KCK davaları diye bilinen davalar bunlardan sadece bazılarıdır. Devletin yıllarca sürdürdüğü hukuk dışı uygulamalar ile siyasi davalar, Kürt meselesinin daha da derinleşmesine neden olmuş; bu antidemokratik yöntemler yaşamın her alanına sirayet ederek hak ihlallerini sürekli hale getirmiştir.
Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözümü amacıyla 2 yılı aşkın bir süredir devam eden diyalog sürecinin en önemli kazancı, şiddet ortamının ve yaşam hakkı ihlallerinin durma noktasına gelmiş olmasıdır. Kürt meselesinin demokratik çözümü için silahların devreden çıkıp demokratik siyasetin ön plana çıkması gerekliliği hemen herkes tarafından sıklıkla dile getirilen bir husus iken; legal bir siyasi partiye mensubiyet nedeniyle yurttaşların hala tutuklu olarak bulunması, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü inancını zayıflatan bir durumun yaşanmasına neden olmaktadır. Ne yazık ki bu inancın zayıflamasına neden olan en önemli etken, yurttaşların haklarını her türlü saldırıdan korumayla görevli kabul edilen mahkemelerden kaynaklanmaktadır. Gerek yargılamayı yapan Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi gerekse şu an istinaf incelemesi yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi anayasal bir zorunluluk olan Kobane Davası tutuklularının tahliye kararlarını vermeyerek varlık gerekçelerine aykırı davranmıştır. Özelikle istinaf incelemesi konusunda yetkili olan mahkemenin yaklaşık 1 yıl önce kendisine iletilen tahliye talepleri hakkında herhangi bir karar vermemiş olması Türkiye’de yargının takındığı keyfi tutumu ve siyasi tavrı çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yargının içinde bulunduğu bu durum TBMM bünyesinde kuruluna Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi komisyonu tarafından hazırlanan nihai raporun 7. Bölümünde de yer alarak, yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi ve Aihm kararlarının uygulanması zorunluluğuna vurgu yapılmıştır.
Sivil toplum, meslek ve hak örgütleri ile sendikalar olarak, son 10 yıllık süreçte, yurttaşlarımızın ve özellikle seçilmiş siyasetçilerin siyasi saiklerle özgürlüklerinden yoksun bırakılmasının ulusal ve uluslararası hukukla bağdaşmadığını birçok defa önemle ifade ettik. Mahkemelerin verdikleri kararlarla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını güvence altına alan 67. maddesi ile düşünce ve kanaat özgürlüğünü düzenleyen 25. maddesi, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü düzenleyen 26. maddesi, örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alan 33. maddesi ve kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. maddesinin açık ve sistematik biçimde gözetilmesi gerektiğine dikkat çektik. Tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğunu, yargılamaların tutuksuz sürdürülmesinin esas alınması gerektiğini her defasında vurguladık.
Bugün tutukluluk durumunun 10. Yılı vesilesiyle bu düşüncelerimizi tekrardan kamuoyuna ve tüm ilgililerine iletmek istiyoruz. Siyasetçiler hakkında verilen tutuklama kararları yalnızca bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğurmamakta; aynı zamanda seçmenlerin siyasi iradesinin ve demokratik temsil hakkının da etkilenmesine, demokratik siyasetin alanının daralmasına ve toplumun adalet duygusunun zedelenmesine yol açmaktadır. Bu durum, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözümüne ilişkin umutların güçlendiği bir dönemde, demokratik siyasetin önündeki engellerin aşılması yönündeki çabalara da zarar vermektedir. Bu nedenle Kobane Davası konusunda yetkili ve görevli bulunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine demokratik siyaset alanını daraltan yaklaşımını terk etmeye; hapishanelerde hukuka aykırı biçimde tutulan siyasetçiler hakkında bir an önce AİHM kararlarının gereği olan tahliye kararını vermeye çağırıyoruz. Bu karar, hukuki güvenlik ilkesi gereği bir zorunluluk olduğu kadar coğrafyamızın tamamında kalıcı bir barışın tesisi için en önemli adımlardan biri olacaktır.
1. Ağrı Barosu
2. Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu
3. Amed Görme Engelliler Spor Kulübü
4. Batman Barosu
5. BES - Büro Emekçileri Sendikası
6. Bingöl Barosu
7. Birleşik Emekliler Sendikası Diyarbakır Şubesi
8. Bitlis Barosu
9. BTS
10. Çevre Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
11. Çocuk Çalışmaları Derneği
12. Dersim Barosu
13. Dicle Görme Engelliler Derneği
14. Dives
15. Diyarbakır Barosu
16. Diyarbakır Dernekler Platformu
17. Diyarbakır Diş Hekimleri Odası
18. Diyarbakır Genç İş Adamları Derneği
19. Diyarbakır İş Konseyi
20. Diyarbakır Mobilyacı İş İnsanları Derneği
21. Diyarbakır Sanayici Ve İş İnsanları (DİSİAD)
22. Diyarbakır Sspe Derneği
23. Diyarbakır Tabip Odası
24. Diyarbakır Ticaret Borsası
25. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası
26. Diyarbakır Veteriner Hekimler Odası
27. Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanlığı
28. Dms_ Afet Yönetimi Ve Dayanışma Derneği
29. Doğu Ve Güneydoğu İş Kadınları Derneği
30. Eğitim Sen 1 No Lu
31. Eğitim Sen 2 No Lu
32. Eğitim Sen 3 No Lu
33. Ekoloji Derneği
34. Elektrik Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
35. Emekli Meclisleri Sendikası Diyarbakır Meclisi
36. Engelliler Federasyonu
37. ESM
38. Genel-İş 2 Nolu Şube
39. Genel-İş Amed 1 Nolu Şube
40. Haber Sen
41. Hak İnisiyatifi
42. Hakkari Barosu
43. Harita Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
44. Iğdır Barosu
45. İç Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi
46. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi
47. İnşaat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
48. Jeoloji Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
49. Kars Barosu
50. Kimya Mühendisleri Odası Diyarbakır Temsilciliği
51. Kültür Sanat Sen
52. Kürt Edebiyatçılar Derneği
53. Lotus Genç Alan Derneği
54. Maden Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
55. Makina Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
56. Mardin Barosu
57. Med Tutuklu Ve Hükümlü Aileleri Hukuki Ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu
58. Medeniyetler Beşiğinde Hayatını Kaybedenlerin Aileleriyle Yardımlaşma Dayanışma Birlik Ve Kültür Derneği
59. Mezopotamya Dil Ve Kültür Araştırmaları Derneği
60. Mezopotamya Göç İzleme Ve Araştırma Derneği
61. Mezopotamya Psikologlar Derneği
62. Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi
63. Mordem Sanat
64. Muş Barosu
65. Osgiad
66. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Amed Şubesi
67. Peyzaj Mimarları Odası Diyarbakır Temsilciliği
68. Rosa Kadın Derneği
69. Rumud Olarak İmzacıyız
70. SES - Sağlık Emekçileri Sendikası
71. Siirt Barosu
72. Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği
73. Şanlıurfa Barosu
74. Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şubesi
75. Şırnak Barosu
76. Tahir Elçi Vakfı
77. Tarım Orkam Sen
78. Tes Der
79. Tutuklu Ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği
80. TÜFAD (Diyarbakır Şubesi)
81. Tüm Bel Sen
82. Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği
83. Van Barosu
84. Yapı Yol Sen
85. Yeni Yaşam Derneği
86. Ziraat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi