
Değerli Basın Emekçileri;
Türkiye hapishanelerinde, başta yaşam hakkı olmak üzere mahpusların sağlık hakkı, iletişim hakkı, adil yargılanma ve sağlıklı, makul ve uygun koşullarda yaşamını sürdürme hakkı ihlal edilmektedir. Yaşanan hak ihlallerinin yerinde tespiti, raporlanması ve kamuoyuna duyurulması ile ilgili kamu kurumlarını bu hak ihlallerini gidermesi için harekete geçirmek amacıyla Diyarbakır Barosu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Amed Şubesi, İnsan Hakları Derneği Amed Şubesi ve Tutuklu ve Hükümlü Aileleri İle Yardımlaşma Derneği tarafından Diyarbakır, Elazığ, Erzincan hapishaneleri ziyaret edilerek hapishanelerde meydana gelen hak ihlalleri hakkında rapor hazırlanmıştır.
Bu rapor ile sorunlara ilişkin tespit ve önerilerimizi sunmak amaçlanmıştır.
Öncelikle Türkiye’deki hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlallerinin sonlandırılması, ağırlaşan infaz koşullarının düzeltilmesi, İmralı Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulan Sayın Abdullah ÖCALAN, Ömer Hayri KONAR, Hamili YILDIRIM ve Veysi AKTAŞ üzerinde, uzun zamandır sürdürülen tecrit koşullarına son verilerek AİHM tarafından verilen ihlal kararları dikkate alınarak öncelikle umut hakkının tanınması, aile ve avukat görüşlerinin siyasi kısıtlamalara tabi tutulmadan sağlanması gerekmektedir. Yakın süreçte Kürt meselenin çözümü noktasında Sayın Abdullah Öcalan tarafından yapılan barış ve demokratik toplum çağrısından sonra, iktidarın başta hukuki ve siyasi haklar olmak üzere demokratik toplumun inşası için adım atması elzem hale gelmiştir. Bu bağlamda öncelikle yıllardır süregelen tecrit anlayışının derhal son bulması, umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve işler hale getirilmesi gerekmektedir.
Yasal ve uluslararası mevzuat, evrensel hukuk ilkeleri ile birlikte göz önüne alındığında; Mahpus sayısının artması ile ortaya çıkan kapasite sorunu, tutuklu yargılamanın bir istisna olarak değil adeta bir kural olarak görülmeye başlanması, yeni ve kuruluş amacı belirtilmeyen ve tecrit politikalarının uygulama alanları olan yeni tip yüksek güvenlikli hapishanelerin inşalarının sürdürülmesi, bu hapishanelere mahpusların sürgünlerinin arttırılması başat problemlerdendir.
Genel olarak saha ziyaretlerimizden tespit edilen işkence yasağı, sağlık ve tedavi hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, haberleşme özgürlüğü, ifade özgürlüğü ihlallerinin sebebi olan hapishane idaresi ve personeli uygulamalarının sonlandırılması ve idarenin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. Hapishanelerde mahpuslara yönelik hukuka aykırı tutum ve davranışta bulunan görevliler hakkında etkin soruşturma mekanizmaları işletilmelidir. Hapishanelerde yaşanan sorunlar hakkında ilgili ulusal ve uluslararası kurumlara bilgilendirme ve gerekli başvuruların yapılması gerekmektedir.
Raporlama çalışması kapsamında ziyaret edilen hapishanelerde; revire ve hastaneye sevk taleplerine oldukça geç cevap verildiği, bu durumun da kişilerin tedavilerinin sekteye uğramasına ve kimi zaman ağır sonuçların doğmasına sebebiyet verdiği, hastane sevklerinde çift kelepçe uygulamalarının devam ettiği ve tıp etiğine aykırı muayene standartlarının olduğu ifade edilmiştir. Hastane sevklerinde ağız içi araması uygulaması gibi tacize varan aramaların yapılması, hala çift kelepçe uygulamalarının sürdürülmesi, hasta mahremiyetine uygun olmayan koşullarda mahpusların muayeneye zorlanması gibi uygulamaların mahpuslar tarafından kabul edilmemesi sebebiyle hapishane idarelerince aylardan beri onlarca hasta mahpusun hastane sevkleri engellenmektedir. Bu sebeplerle Mahpusların hastaneye sevkleri ve muayene süreçleri işkence ve kötü muameleye dönüşmektedir.
Ağır hasta mahpusların yaşamlarını tek başına idame ettirememelerinden kaynaklı serbest bırakılarak infazları ertelenmeli, tutuklu olanlar serbest bırakılmalıdır. Hasta mahpuslar, her koşulda sadece klinik yaklaşım ile değerlendirilmeli, alıkonulmasının uygun olmadığına dair tıbbi raporları olan mahpuslar ivedilikle salıverilmelidir. İnfaz Kanunun 16. Maddesi hasta mahpusların ihtiyacı doğrultusunda değiştirilmelidir.
İnsanlık onuru ile bağdaşmayan ağız içi arama uygulamasına ve diğer yasaklı arama usullerine derhal son verilmeli, hasta mahpusların hastaneye sevkleri sağlanmalıdır. Hapishanelerde düzenli ve yeterli sayıda sağlık personelinin bulunması, sayının artırılması sağlanmalıdır. Mahpusların sağlık kurumlarına ve hastanelere ring araçlarıyla değil daha hijyenik ve sağlığa uygun araçlarla taşınması sağlanmalıdır.
İdari Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri tarafından mahpuslar hakkında “iyi halli” olup olmadıkları yönünde hazırlanan raporların objektif değerlendirmelerden uzak, hukuki dayanaktan yoksun ve soyut gerekçelere dayandırıldığı, İdare ve Gözlem Kurulu kararları ile mahpusların infazının keyfi olarak yaygın ve sistematik bir şekilde uzatıldığı tespit edilmiştir. Yine, kurula çıkan mahpuslara pişmanlık dayatmasında bulunduğu tarafımıza aktarılmıştır.
Birçok hapishanede en temel ihtiyaçlardan olan su ihtiyacının uzun süredir çözülmemesi sağlığa erişim hakkının ihlali boyutuna varmıştır. Mahpusların kişisel temizliği için acilen hijyen malzemelerine ücretsiz olarak erişimi sağlanmalı ve öncelikli olarak bu su sorununun çözülmesi gerekmektedir.
Hapishanelerde kalan mahpusların sağlıklı bir ortamda kalmaları için gerekli temizlik araçları kendilerine verilmeli; olası hastalıkları ve salgınları önlemek amacıyla temizlik ve sağlık konularında titiz davranılması gerekmektedir.
Mahpusların yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmesi sağlanmalı, kendilerine vitamin takviyesi yapılmalıdır. Bunun yanı sıra gerek hasta mahpusların gerekse de vegan/vejetaryen ve özel beslenme ihtiyacı olan mahpusların yemek düzenlerine dikkat edilmeli, yememeleri gereken gıdaları tüketmeleri noktasında baskı ve zorlama yapılmamalı, buna dair yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekmektedir.
Mahpusların iletişim ve yazılı başvuruları konusunda yaşadıkları sorunların çözümü sağlanmalı, hapishanelerde yaşanan olağanüstü durumlarda özellikle son süreçte yapılan sevk ve sürgünlere ilişkin mahpusların, aileleri ve avukatları bilgilendirilmeli ve kendileriyle sağlıklı iletişim kurabilmelerinin koşulları oluşturulmalıdır.
Mahpuslara ve ziyaretçilerine ulusal ve uluslararası mevzuatın gereği olarak insan onuruna yaraşır bir muamele gösterilmeli; güvenlik gerekçesiyle dahi olsa hapishane girişlerinde yapılan aramalar onur kırıcı olmamalıdır. Söz konusu uygulamayı gerçekleştiren personeller hakkında yasal işlemler ivedilikle ilgili hapishane savcılığı tarafından gerçekleştirilmelidir.
Mahpusların hapishane koşullarında sosyalleşebilmeleri, infaz sürelerinde sosyal ilişkilerden kopmamaları, bedensel ve ruhsal sağlıkları açısından ortak alan faaliyetleri büyük önem arz etmektedir. Mahpusların beden ve ruh sağlıklarının korunabilmesi için mahpusların uzun süre veya süresiz sosyal yalıtılmışlığa ve yalnızlığa maruz bırakılmamaları gerekmektedir.
Hapishanelerde mahpuslara yönelik işkence ve kötü muamele uygulamalarından derhal vazgeçilmeli; hukuka aykırı fiiller gerçekleştiren kamu görevlileri hakkında etkin soruşturma mekanizmaları işletilmelidir.
Diyarbakır Barosu
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Amed Şubesi
İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi
Tutuklu ve Hükümlü Aileleri İle Yardımlaşma Derneği