
Kayıp Yakınları 840. Hafta Eylemi: Fikri Özgen’in akıbeti Soruldu
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 840. haftasını Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları ve CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya katıldı. Gözaltında zorla kaybedilenlerin ve faili meçhul saldırı sonucu katledilenlerin fotoğrafları taşındı. Her hafta olduğu gibi çok sayıda çevik kuvvet ve sivil kolluk görevlileri alandaki yerini aldı. Bu hafta, 27 Şubat 1997 tarihinde gözaltında kaybedilen Fikri Özgen' in akıbeti soruldu.
Eylemde konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz şunları söyledi: "İstanbul'da uzun süre Galatasaray Meydanı'nda süren abluka nedeniyle Cumartesi Anneleri hakkında açılan dava beraatle sonuçlandı. Bu karar önemli olsa da, benzer davaların Türkiye’de artık hiç açılmaması gerekiyor. Düşünce, ifade ve toplantı özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalıdır. Kayıp yakınlarının mücadelesinin kamu davalarıyla engellenmesini kabul etmiyoruz. Onlar kriminalize edilemez, ancak mahkemeler tarafından sanık sıfatıyla değil, adalete erişimleri sağlanarak dinlenmelidir. Bu tür yargılamalar, beraatle sonuçlansa bile kayıp yakınları açısından kötü muamele yasağının ihlalidir."
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ardından söz alarak şöyle konuştu: “Fikri amca, 28 yıl boyunca Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Yeşilköy’de muhtarlık yaptı. 1992 yılında gördüğü baskılar ve evinin birkaç kez yakılması nedeniyle birçok aile gibi Diyarbakır’a göç etti ve 5 Nisan Mahallesi’ne yerleşti. O dönemde Koşuyolu, Kulp’tan zorunlu göç edenlerin yoğunlaştığı bir yer haline gelmişti. Fikri amca haftada en az bir kez büroma gelir, sohbet eder, çay içer, davalarını sorardı. Beş yıl boyunca düzenli olarak görüştük.
28 Şubat 1997’de, Koşuyolu Caddesi'nde dört kişi tarafından kimliği sorulduktan sonra bir beyaz Toros ile kaçırıldı. Aynı gün, kızı babasının götürüldüğünü söyleyerek bana geldi. Hemen Saraykapı’daki savcılığa gittim. Savcı Mehmet Tiftikçi'nin odası ile JİTEM’in merkezi arasında sadece birkaç metre mesafe vardı. Savcıyı oraya yönlendiremedik. Gözaltında yaşlı ve nefes almakta zorlanan bir şahsın bulunduğu söylendi. Daha sonra itirafçı Abdulkadir Aygan, İsveç’te yaptığı açıklamalarda Fikri amcanın JİTEM’de sorgulandığını ve Yüzbaşı Zahit Engin tarafından infaz edildiğini beyan etti.
O dönem Diyarbakır Barosu Başkanıydım. Rahmetli Tahir Elçi ile birlikte bu beyanlar üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Ancak soruşturmalar cezasızlıkla sonuçlandı ve Fikri amcaya ulaşılamadı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurduk ve ihlal kararı aldık, ancak hâlâ bir sonuç alınamadı.”
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya: “Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri, insanlık onuru açısından tarihi yazılacak bir mücadele veriyor. 90’lı yıllarda hepimiz devletin en ağır suçlarından biri olan gözaltında kayıplara tanık olduk. Bu olaylar gizli saklı değil, tüm toplumun gözleri önünde gerçekleşti. Ancak faillerin yargılanması gereken davalar birer birer zaman aşımı ya da beraat kararlarıyla sonuçlandı.
Bu mücadele sadece bir mezar taşı değil, adalet ve hafıza mücadelesidir. Bugün gözaltında kayıplar yaşanmıyorsa, bu, Cumartesi Annelerinin direnişinin bir sonucudur. Onların mücadelesi sayesinde demokratik haklara sahip olduk. Cumartesi ve Barış Annelerini kesiştiren nokta barıştır.
Günümüzde bu konuyla ilgili önemli gelişmeler yaşanıyor. Devletin 90’lı yıllarda işlediği suçlarla yüzleşme, faillerin yargılanması ve kayıp yakınlarına onarıcı adalet sağlanması artık kaçınılmazdır. Bu nedenle kritik bir dönemdeyiz.”
Fikri Özgen’in Oğlu Nevzat Özgen Şunları Dile Getirdi: “Mesele sadece Fikri Özgen’in hikayesini anlatmak değil, benzer binlerce hikâyenin yaşanmamasını sağlamaktır. Son günlerde atılan adımlar sevindirici olsa da, asıl önemli olan herkesin silahları bırakmasıdır.
Kayıplar, bu coğrafyanın en derin acılarıdır ve bu yükü taşımak tarif edilemez bir insanlık dramıdır. Bunun önüne geçmek için Meclis’te bir Hakikat Komisyonu kurulmalı, geçmişte işlenen suçlar yargılanmalı ve failler adalet önüne çıkarılmalıdır.
Geçmişteki suçlar yargılanmadıkça, yeni suçlar üretilmeye devam eder. 40 yıldır bu topraklarda kan ve gözyaşı akıyor. Toplumun artık nefes almaya ihtiyacı var. Bu nedenle vakit kaybetmeden şu adımlar atılmalıdır: Hakikat Komisyonu kurulmalı, silahlar susmalı, hasta mahkûmlar serbest bırakılmalı ve Kürt kimliği anayasal güvence altına alınmalıdır.”
İHD Diyarbakır Şubesi Üyesi Fırat Akdeniz, “Fikri Özgen Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Yeşilköy'ünün muhtarıydı. Köyde eşi ile birlikte yaşıyordu. Oğullarının politik faaliyetleri nedeniyle yoğun baskı altındaydı. Sık sık gözaltına alınarak sorgulanıyordu. Üç defa evi yakılan Fikri Özgen evinin bombalanması üzerine 1992 yılında, 28 yıl boyunca muhtarlığını yaptığı köyden ayrılarak Diyarbakır’a taşındı.
Fikri Özgen’in üzerindeki asker ve polis baskısı Diyarbakır’da da devam etti. Eşiyle kaldıkları ev güvenlik güçleri tarafından sık sık basılıyor, evde arama yapılıyor ve Fikri Özgen sorgulanıyordu. Recep Ön isimli polis amiri yapılan ev baskınlarının hepsinde bulunuyordu.
73 yaşındaki Fikri Özgen kronik astım hastasıydı. İlaç desteği olmadan nefes almakta ciddi zorluk yaşıyordu. 27 Şubat 1997 tarihinde saat 10:00 gibi Koşuyolu’ndaki evinden ilaç almak için ayrıldı. Evinden birkaç yüz metre uzaklaşmıştı ki sivil giyimli dört kişi tarafından durduruldu. Ellerinde telsiz bulunan bu kişiler önce Fikri Özgen’in kimliğini kontrol etti. Sonra onu beyaz Toros’a bindirerek götürdü.
Eşi Dilşah Özgen savcılığa müracaat ederek gözaltına alınan eşi ile ilgili bilgi istedi. Savcılık başvuruya cevaben 5 Mart 1997 tarihinde Fikri Özgen’in gözaltı kayıtlarında olmadığına dair bilgi verdi. Dilşah Özgen 6 Mart 1997 tarihinde tekrar şikayet dilekçesi verdi ve Fikri Özgen’i kaçıranların devlet güçleri ile bağlantılı olduğunu belirterek soruşturma açılmasını talep etti.
Aile olaydan bir süre sonra devletle bağlantısı olan kişilerden gayrı-resmi olarak Fikri Özgen’in JİTEM merkezine götürülerek sorgulandığını öğrendi. Ayrıca aynı tarihlerde JİTEM’de sorgulanan kişiler aileye ve avukatlarına sorguda nefes almakta zorlanan bir kişinin sesini duyduklarını söylediler. Ancak Diyarbakır Savcılığı’nın 13 Mart 1997 tarih ve 1997/1737 sayılı soruşturmasında Jandarma ve Emniyet Müdürlüğü kayıtlarında Fikri Özgen’e ilişkin hiçbir şey çıkmadı. Ailenin, avukatlarının, İnsan Hakları Derneği’nin ve Af Örgütü’nün bütün girişimleri sonuçsuz kaldı, Fikri Özgen’den bir daha haber alınamadı.
Olaydan yıllar sonra JİTEM’de kadrolu olarak çalışan itirafçı Abdulkadir Aygan, gazetelere de yansıyan itiraflarında; Fikri Özgen’in Diyarbakır JİTEM Komutanlığı’nda sorgulandığını ve Diyarbakır Jandarma İstihbarat Tim Komutanı Yüzbaşı Zahit Engin tarafından öldürüldüğünü açıkladı.
Fikri Özgen’in Diyarbakır Jandarma Komutanlığı ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bulunan ve Başsavcılık makam odasının birkaç metre uzağındaki Diyarbakır JİTEM Komutanlığı’nda sorgulandığı iddiaları bugüne kadar etkili bir biçimde soruşturulmadı.
Fikri Özgen kaybedildiğinde Diyarbakır JİTEM Grup Komutanı olan Albay Cemal Temizöz, Diyarbakır JİTEM Tim Komutanı olan Yüzbaşı Zahit Engin ve onun emrinde çalıştıkları iddia edilen Muhsin Gül, Abdulkadir Aygan, Saniye Emlük, Kemal Emlük, Adem Yakın, Mesut Mehmetoğlu gibi itirafçıların da bulunduğu sorgu timi hakkında bugüne kadar etkili bir soruşturma yürütülmedi. Fikri Özgen’in akıbeti karanlıkta bırakıldı, failleri cezasızlıkla korundu.
Ailenin 20 Ağustos 1997 tarihinde AİHM’ne yaptığı başvuruda ise Mahkeme, etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için 2.maddenin ve etkili başvuru hakkı olmadığı için 13.maddenin ihlal edildiğine karar verdi.
Kaç yıl geçerse geçsin Fikri ÖZGEN için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.
Şimdi de gözaltında alındıktan sonra zorla kaybettirilen Fikri ÖZGEN ve diğer tüm kayıp ve faili meçhul cinayetlere kurban gidenler için 1 dakikalık oturma eylemine geçiyoruz.”
İHD Diyarbakır Şubesi