Kayıp Yakınları 841. Hafta Eylemi: Kolluk Görevlileri Tarafından Katledilen Kemal Kurkut Anıldı

Kayıp Yakınları 841. Hafta Eylemi: Kolluk Görevlileri Tarafından Katledilen Kemal Kurkut Anıldı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 841. haftasını Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, gözaltında zorla kaybedilenlerin ve faili meçhul saldırı sonucu katledilenlerin fotoğrafları taşındı. Eyleme İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban katıldı. Bu hafta, 21 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır'da Newroz alanına girmek isterken kolluk görevlileri tarafından katledilen Kemal Kurkut anıldı.

İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz eylemde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Yaklaşık bir haftadır bölgenin birçok kentinde binlerce yurttaş Newroz Bayramı’nı kutladı. Newroz, Ortadoğu halkı ve Kürt halkı için yeniden dirilişin, baharın karşılanmasının çok önemli bir parçasıdır. Dün Diyarbakır’da güçlü bir Newroz kutlaması gerçekleşti ve katılımcılar, Türkiye’de Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesi yönündeki taleplerini dile getirdi.

Özellikle 90’lı yıllarda Newroz, devlet güçlerinin orantısız müdahaleleriyle sık sık kanlı olaylara sahne oldu ve ağır insan hakları ihlallerine yol açtı. 1992 Newroz’u hafızalarımızdadır; Şırnak, Cizre, Mardin ve Nusaybin’de kolluk güçlerinin halka yönelik aşırı güç kullanımı sonucu, yalnızca devletin kendi verilerine göre, 57 yurttaş hayatını kaybetti.

2017 Diyarbakır Newroz’unda ise Kemal Kurkut, kameraların gözü önünde, gündüz vakti kolluk kuvvetleri tarafından hedef alınarak öldürüldü. Bugün burada, yıllardır alanlarda sürdürdüğümüz geçmişle yüzleşme mücadelesi kapsamında, Newroz’da barış, özgürlük ve eşitlik talep eden yurttaşlara yönelik işlenen ağır suçların faillerinin ortaya çıkarılması ve bu suçlarla yüzleşilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Ancak bugüne kadar, Kemal Kurkut olayında olduğu gibi, iktidar ne faili meçhul cinayetlerle ne de zorla kaybetmelerle yüzleşmiş; bu suçlardan sorumlu kamu görevlilerini etkin bir şekilde yargılamamıştır. Aksine, bu olayları gündeme getiren gazetecileri cezalandırmıştır.

Gazeteci Abdurrahman Gök, o gün kamera kaydı açık olmasaydı, Kemal Kurkut’un nasıl öldürüldüğüne dair kamuoyunun sağlıklı bir bilgiye ulaşması mümkün olmayacaktı. Ancak, Gök’ün bu görevini yerine getirmesi, ona gözaltı, tutuklama ve yargılanma olarak geri döndü. Tıpkı, geçmişle yüzleşme davalarını takip eden hukukçuların yargı baskısı ve kolluk güçlerinin tehditleriyle karşılaşması gibi.

Biz, Türkiye’de barışın sağlanmasının en önemli koşullarından birinin geçmişle yüzleşmek olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.”

İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban ise şöyle konuştu: “Ortadoğu halklarının ve Kürt halkının direniş, mücadele, dayanışma ve barış günü olan Newroz Bayramı’nın, yeni yüzyılda barışı getirmesini umut ediyorum. Bugün burada bulunmamızın sebeplerinden biri dünkü Diyarbakır Newroz’uydu. Diyarbakır Newroz’u, 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın yaptığı tarihi çağrıya verilen bir yanıttı. Bu yanıt, ‘Çağrının arkasındayız, barış istiyoruz, dilimizle, kimliğimizle, kültürümüzle var olmak ve eşit yurttaş olmak istiyoruz’ şeklinde özetlenebilir. Aynı zamanda, iktidara yönelik bir adım atma çağrısıydı.

Şimdi sıra iktidarda. Artık bazı somut adımlar atılması gerekiyor. Bunlardan biri, faili meçhul cinayetlerin sorumlularının bulunması, faillerin ortaya çıkarılması ve yargılanmasıdır. Bir diğeri, hasta mahpusların ve 30 yıl hapishanede kalmış, idare kurulu gibi hukuk dışı bir yapı tarafından tahliyeleri engellenen insanların derhal serbest bırakılmasıdır.

Eğer gerçekten 40 yıllık savaş ve çatışmayı, Kürt meselesini çözmek istiyorsanız, o halde 27 Şubat çağrısına uygun olarak PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi ve silahsızlanma sürecinin yönetilmesi için devletin gerekli adımları atması gerekir.

Bir diğer önemli adım ise umut hakkının derhal Meclis’e getirilmesi ve bununla ilgili yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. İnsan Hakları Derneği olarak bir yol haritası hazırlıyoruz ve bunu devletle tartışmak, konuşmak istiyoruz. Zaten çağrı ortadadır, devletin de üzerine düşen sorumluluklar bellidir.”

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu Üyesi Avukat Berfin Elçi, “21 Mart 2017'de Diyarbakır'da düzenlenen Newroz kutlamalarına katılmak üzere şehre gelen Kemal Kurkut, kutlama alanına girişte kontrol noktasındaki barikatları aştıktan sonra polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi. Diyarbakır Valiliği aynı gün yaptığı açıklamada, Kurkut’un elinde bıçak olduğunu ve “intihar saldırganı olabileceği şüphesi bulunduğunu” ve olayla ilgili inceleme başlatılacağını duyurdu.

Olay anında gazeteci Abdurrahman Gök tarafından çekilen fotoğraflardan anlaşıldığı kadarıyla elinde bıçak olan ve vücudunun üst bölümü çıplak olan Kurkut, kontrol noktasında polislerle tartışmış, polislerden bazıları havaya uyarı ateşleri atmış, bir polis memurunun ise hayati organlarına gelecek şekilde nişan alması sonucu hayatını kaybetmişti.

2 Ekim 2017 tarihinde hazırlanan iddianamede polis memuru Onur Mete hakkında “olası kastla öldürme” suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirken, şüpheli Yakup Şenocak hakkında ise “olası kastla öldürmekten” müebbet hapis istemiyle dava açıldı. Tutuksuz yargılanan şüpheli 3 ay uzaklaştırıldıktan sonra görevine iade edildi.

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dosyada ATK raporu; Kurkut'un yerden seken mermiyle yaşamını yitirdiği ve mermi çekirdeğinin gömlek nüvesinin balistik incelemeye uygun olmadığının belirtti. Katılan avukatları bu rapora itiraz ederek bağımsız kurumlardan ikinci bir rapor alınmasını talep etti. Mahkeme Ulusal Kriminal Büro’dan (UKB) rapor istenmesine karar verdi. UKB Raporunda ATK'nın aksine Kurkut'un sanık Yakup Şenocak tarafından hedef alınarak doğrudan atışla vurulduğu tespiti yer aldı. Mahkeme tarafından UKB raporunda eksik görüş beyan edildiği gerekçesiyle ek rapor düzenlenmesi yönünde karar verildi. UKB'nin hazırladığı ikinci rapor mahkemeye ulaştı. Buna göre Kurkut'un sanık Şenocak tarafından doğrudan değil yerden seken mermi ile vurulduğu iddia ediliyordu.

ATK hazırladığı raporda, Kurkut'un "yerden seken mermiyle" öldürüldüğü yönündeki görüşünü tekrarladı. Katılan vekilleri, ATK'den gelen raporda Kurkut'un "seken mermiyle" öldürüldüğü yönündeki görüşte ısrar edilmesini şüpheli bulduklarını ifade etti.

Mahkeme heyeti, "olası kastla öldürme" suçundan yargılanan sanık polis memuru Yakup Şenocak hakkında "delil yetersizliği" gerekçesiyle beraat kararı verdi.

Karar Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozuldu. Bozma sonrası sanık hakkında kanun hükmünü yerine getirdiği gerekçesiyle "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verildi.

Biz Cumartesi insanları olarak, Newroz’da devlet şiddeti sonucu hayatını kaybeden tüm insanlarımızı saygı ile anıyoruz.

Şimdi de Kemal Kurkut ve diğer tüm kayıp ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban gidenler için 1 dakikalık oturma eylemine geçiyoruz.”

İHD Diyarbakır Şubesi