İnsan hakları savunucusu ve hasta mahpus Hatice Onaran’ın derhal serbest bırakılması talebiyle İHD Genel Merkezi, şube ve temsilcilikleri eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi.
Şube binamızda yapılan açıklama öncesinde konuşan MYK Üyemiz Yusuf Erdoğan, şunları söyledi:
“Bugün, İnsan Hakları Derneği Merkezi Hapishane Komisyonu olarak Hatice Onaran arkadaşımızla ilgili hazırladığımız basın metnini kamuoyuyla paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bilindiği üzere İnsan Hakları Derneği, kurulduğu günden bu yana özellikle hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine karşı mücadele yürüten bir örgüttür. Derneğimizin uzun yıllardır çalıştığı önemli başlıklardan biri de hasta mahpuslar meselesidir.
Derneğimiz, hasta mahpuslara ilişkin hem kamuoyu oluşturmak hem raporlama çalışmaları yapmak hem de tahliyelerinin sağlanması için uzun süredir çalışmalar yürütmektedir. Bugün ise hem insan hakları savunucusu kimliğiyle hem de yürüttüğü insan hakları faaliyetleri nedeniyle yargılanarak mahkum edilmiş, aynı zamanda hasta mahpus olan İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyemiz ve aktif üyemiz Hatice arkadaşımızın durumuna dikkat çekmek için bir aradayız.
Bu açıklama yalnızca Amed Şubemizde yapılmamaktadır. İHD Merkezi Hapishane Komisyonu’nun koordinasyonuyla, aynı saatlerde tüm şube ve temsilciliklerimizde Hatice arkadaşımızın durumuna dikkat çekmek ve tahliyesinin sağlanması talebini kamuoyuyla paylaşmak üzere eş zamanlı basın açıklamaları gerçekleştirilmektedir.”
Ardından basın metni, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Hapishane Komisyon Üyesi Esra Saçaklıdır tarafından okundu.
İnsan hakları savunucusu Hatice Onaran, 2024 yılının Ekim ayından bu yana Gebze Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulmaktadır. Hatice Onaran hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet” iddiasıyla yargılama gerçekleştirilmiş ve 4 yıl 2 ay hapis cezası verilmiştir.
Hatice Onaran, uzun yıllardır insan hakları mücadelesi yürüten ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane komisyonun aktif bir üyesidir. Hatice arkadaşımız barışçıl ve meşru insan hakları faaliyetleri kapsamında hasta ve yoksul mahpuslarla sürekli dayanışma içerisinde olmuş; mahpusların temel ihtiyaçlarının karşılanmasına destek vermiştir.
Mahkûmiyet kararına gerekçe yapılan eylem ise hapishanede bulunan, aralarında eski eşinin de olduğu 10 hasta mahpusa 200 TL, 250 TL, en yüksek 450 TL gibi küçük miktarlarda para yatırmış olmasıdır. Hapishanedeki birçok mahpus yoksul ailelere mensuptur ve bu paralarla kantinden temel ihtiyaçlarını (ekmek, su, kahvaltılık ve kişisel bakım ürünleri) karşılamaktadırlar.
Oysa yürürlükteki mevzuata göre mahpuslar adına ceza infaz kurumu hesaplarına yatırılan paraların kullanımı ve tasarrufu tamamen hapishane idaresinin denetimi ve yetkisi altındadır. Kullanımı sıkı biçimde düzenlenmiş ve idarenin kontrolünde olan bu tür ödemelerin yargılamaya konu edilerek; “terörün finansmanı” olarak değerlendirilmesi hukukun keyfi ve amacından sapmış biçimde uygulanması anlamına gelmektedir.
Ayrıca 6415 sayılı Kanun’un amacı ve ruhu dikkate alındığında, bireysel insani dayanışma kapsamında yapılan ve hapishane idaresinin denetiminde harcanan bu tür küçük tutarlı yardımların kanunun kapsamına sokulması açık bir ölçüsüzlük teşkil etmektedir. Hatice Onaran, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasıyla, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı bir hapishanenin resmi hesaplarına, tamamen şeffaf biçimde para yatırmıştır. Ortada gizlilik, örgütsel talimat ya da yasa dışı bir finansal ağ söz konusu değildir. Ancak bugün mesele yalnızca hukuki tartışma değildir. Hatice Onaran’ın sağlık durumu hayati risk taşımaktadır.
Onaran’ın kolon kanseri öyküsü bulunmaktadır ve %79 oranında engelli raporuna sahiptir. Hapishaneye konulmasının ardından düzenli tedavi ve kontrolleri aksamış; sağlık durumu kötüleşmiştir. Son yapılan PET taramasında karın bölgesinde yeni lezyonlar (nodüller) tespit edilmiştir. Türkiye İnsan Hakları Vakfı bünyesinde Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Ümit Biçer’in ön değerlendirmesine göre, kanserin nüksettiği ve mevcut hapishane koşullarının yaşamı tehdit eden bir durum oluşturduğu belirtilmiştir.
Kesin tanı amacıyla 5 Ocak 2026 tarihinde biyopsi yapılmıştır. Ancak hastaneye sevk ve geri dönüş koşulları, kanser hastası ve ağır engelli bir kişi açısından son derece ağır ve insan onuruna aykırıdır. Hatice arkadaşımız, hapishaneye bir saatten fazla uzaklıktaki Kocaeli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilmiş; biyopsi sonrası ağrı içinde olmasına rağmen kelepçeli biçimde bekletilmiş ve ring aracında tutulmuştur. Bu koşullar, ağır hasta bir mahpus için kabul edilemezdir.
Hatice ONARAN ile ilgili sağlık durumu nedeniyle infazının ertelenmesi ile ilgili iki başvuru yapılmıştır. İlk infaz erteleme başvurusu reddedilmiş; ikinci infaz erteleme başvurusu ile ilgili halen bir karar verilmemiştir. İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından Adalet Bakanlığı ve hapishane idaresine yapılan başvurular ise bugüne kadar olumlu bir sonuç doğurmamıştır.
Birleşmiş Milletler’in Mahpuslara Muameleye İlişkin Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela Kuralları) açık hüküm içermektedir:
Kural 24: Mahpusların sağlık hizmetlerinden toplumla eşit standartlarda ve ayrımcılık olmaksızın yararlanması devletin sorumluluğundadır.
Kural 27: Cezaevleri acil durumlarda derhal tıbbi bakım sağlamalı, uzman tedavi gerektiren durumlarda mahpuslar uygun sağlık kurumlarına sevk edilmelidir.
Hatice Onaran’ın tutulduğu hapishanede yeterli sağlık altyapısı bulunmamaktadır. Hastaneye sevk koşulları ise kanser tedavisi gören bir hasta için uygun değildir. Nitekim Onaran’a önleyici kemoterapi tedavisi başlanmış ve ilk kemoterapi 10 Şubat 2026 tarihinde uygulanmıştır. Kemoterapi sırasında Hatice ONARAN’ın kelepçeli bir şekilde tutulduğu; bu sürecin yaklaşık üç buçuk saat sürdüğü ve bu sırada hasta mahremiyetine aykırı bir şekilde jandarma personelinin de tedavi sırasında dışarı çıkmadığı Hatice ONARAN tarafından son avukat görüşünde aktarılmıştır.
Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. (yaşam hakkı) ve 3. (işkence ve kötü muamele yasağı) maddeleri kapsamındaki yükümlülükleri dikkate alındığında, mevcut koşullar ciddi hak ihlali riski doğurmaktadır. Yetkili makamların gerekli önlemleri almaması halinde yaşam hakkının ihlali söz konusu olabilecektir. Bu nedenlerle hasta mahpus Hatice ONARAN’ın hayatı risk altındadır.
Hatice ONARAN hakkında gerçekleştirilen infaz erteleme başvurusunun derhal kabul edilmesi; gerekli sağlık raporlarının ivedilikle alınması ve tahliyesinin sağlanması hem iç hukuk hem de Türkiye’nin taraf olduğu mahpusların haklarını güvence altına alan uluslararası sözleşmeler gereğince zorunludur.
İnsan Hakları Derneği Merkezi Hapishane komisyonu olarak bir kez daha Hatice arkadaşımız ve bütün hasta mahpusların serbest bırakılması için yetkililerin sorumlu davranmasını talep ediyoruz.
İnsan Hakları Derneği Merkezi Hapishane Komisyonu