Bilici: Hakikatin peşini bırakmayacağız 

4.11.2017

DİYARBAKIR – İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınlarının “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” sloganıyla her hafta düzenlediği oturma eyleminin 456’ncısını gerçekleştirildi. Eylemde, 1994 yılında Mardin’in Derik ilçesinde Adakent köyüne askerlerce düzenlenen baskında gözaltına alınan ve ‘çatışmada öldüğü’ söylenerek katledilen Vejdin Avcıl’ın faillerinin bulunması talep edildi. 

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla her hafta düzenledikleri oturma eyleminin 456’ncısını gerçekleştirdi. Diyarbakır Valiliği tarafından Koşuyolu Parkı’ndaki İnsan Hakları Anıtı önünde gerçekleştirilmesine izin verilmeyen eylem, geçmiş haftalarda olduğu gibi İHD Diyarbakır Şube binasında gerçekleştirildi. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eyleme İHD Diyarbakır Şubesi yönetici ve üyeleri, kayıp yakınları, barış anneleri ve insan hakları aktivistleri katıldı. Eylemde, 1994 yılında Mardin’in Derik ilçesinde Adakent köyüne askerlerce düzenlenen baskında gözaltına alınan ve ‘çatışmada öldüğü’ söylenerek katledilen Vejdin Avcıl’ın faillerinin bulunması talep edildi.

Eylemde konuşan İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, kayıp ve faili meçhul cinayetlerin belgeleriyle bilinir olduğunu söyleyerek “Geçmişle yüzleşme cesaretini gösteremediler. Red ve inkardan ısrar ettiler. Adalet gerçekleşmemesi için inanılmaz bir direnç gösterdiler. Yargıya müdahale ettiler.” dedi.

‘Bu ülkenin gerçeklerle yüzleşmesi gerekir’

İçişleri eski Bakanı İsmet Sezgin’in 2015 yılında bir gazeteye verdiği demeçte, devletin güvenlik görevlisi olmayan kişilere görev verildiğini söylediğini ve bunun da faili meçhul cinayetler ile ilgili itiraf niteliğinde açıklamalar olduğunu belirten Bilici, “Bu bir itiraftır. Bu ‘evet biz bir mücadele verdik, bu mücadele çerçevesinde hukuk dışına çıktık, insanları alıp götürüp infaz ettik, hapis ettik işkence ile katlettik’ demektir. Şu anda parti kurma çalışmalarında bulunan Meral Akşener’de itirafta bulunmuştur. ‘Faili meçhuller kabulümdür’ diye. O zaman yargı mensuplarına buradan söylüyorum. Eğer savcılar bizim hakkımızda dava açıyorlarsa, buyrun bunlar hakkında dava açsınlar. Bizler insan hakları savunucularıyız. Bir ihlal gördüğümüzde müdahale eder, kamuoyunun bilmesi ve yargı önüne çıkarılması için rapor tutar açıklarız. Bizim ne arka bahçemiz ne de ön bahçemiz var. Bizim bütün mücadelemiz insan haklar mücadelesidir.  Hakikatler ortada kalmadığı için, dönem dönem Allah bunlara söyletiyor. Ölmeden önce itirafçı oluyorlar. Zannediyor ki, bu böyle ölmeden önce itiraf edince, öteki dünyada Annelerle yüzleşmeyecek. Eğer bu ülkede bağımsız ve tarafsız savcılar varsa, bu devlet yetkililerinin yapmış oldukları konuşmalarını dikkate alırlar. Bu ülkenin bu gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor. Adalet istiyoruz ve bu mücadeleyi annelerle birlikte sürdürmeye devam edeceğiz. Hakikatin peşini bırakmayacağız.” diye konuştu. 

Askerler gözaltına aldı, cenazesi 2012 yılında toplu mezarda bulundu

Bilici’nin konuşması ardından İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu üyesi Avukat Hasan Yalçın, 12 Haziran 1994 yılında Mardin’in Derik ilçesinde Adakent köyüne askerlerce düzenlenen baskında gözaltına alınan ve ‘çatışmada öldüğü’ söylenerek katledilen Vejdin Avcıl’ın hikayesini anlattı. Yalçın şunları belirtti: "30 yaşındaki Vejdin Avcıl, Mardin’in Derik ilçesinde çiftçilikle uğraşıyordu ve 5 çocuk babasıydı. 12 Haziran 1994 günü, Vejdin Avcıl Kızıltepe’den gelen işçilerle harmanda çalışırken Derik’e bağlı Adakent köyüne jandarmalar baskın yaptı. Köylüleri meydanda topladıktan sonra evlerde arama yapan jandarmalar, Vejdin Avcıl’ın evinde herhangi bir belge bulamamalarına rağmen Vejdin AAvcıl’ı örgüte yardım yataklık yaptığı iddiasıyla gözaltına aldı. Vejdin Avcıl gözaltına alındıktan bir-iki saat sonra tekrar evin olduğu yere getirildi. Jandarma bu kez de Avcıl’ın evinin ahırında sığınak olabileceği gerekçesiyle kontrol etmeden bombayla patlattı, evlerini aradı ancak ne sığınak vardı. Ev aramasında köy muhtarının oğlunu ve yeğenini gözaltına aldı. Muhtarın oğlu 12 gün sonra, yeğeni ise 25 gün sonra serbest bırakıldı. Ailesi Vejdin Avcıl’ı Derik, Mardin, Kızıltepe'de aradı, ancak herhangi bir sonuç alamadı. Kaybedilmesinden bir buçuk ay sonra Derik Savcılığı'na bir dilekçeyle başvurdular. Dilekçeyi kimse yazmak istemediği için aile, kendi el yazısıyla dilekçeyi hazırlayarak savcılığa sundu. Derik Savcısı onlara cevaben 'kusura bakmayın, başınız sağ olsun babanız, eşiniz örgüt üyeleriyle askerler arasında çıkan çatışmada örgüt üyelerinin atmış olduğu bomba sonucu yaşamını yitirmiştir' dedi. Mezarı için başvurduklarında hiçbir yerden sağlıklı bir haber alamadılar. Vejdin Avcıl’ın ailesi evlerine yapılan baskınlar sonucunda Muş'a göç etmek zorunda kaldılar. Muş'a gittikten sonra da evlerine her misafir geldiğinde evleri basılmaya devam edildi. 2008-2009 yıllarında aile Vejdin AVCIL’ı bulmak için tekrar başvurular yapmaya, gerekli delilleri toplamaya başladılar. Olaydan 18 yıl sonra İHD Mardin Şubesinin çabası ile Vejdin Avcıl’ın sahte tutanakla “Çatışmada ölen terörist” diye gömüldüğü toplu mezardaki kemiklerine ulaşıldı. DNA testiyle kimliği 2012 yılında kesinleşen Avcıl’ın kemikleri ailesine hemen teslim edilmedi. İki yıl sonra cenaze önce Çorum'a oradan Mardin'e en son da Şubat 2014'te Muş'a gönderilerek ailesine teslim edildi ve Muş’un Kızılmecit köyünde defnedildi. Kemiklerin bulunmasının ardından Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 16/07/2012 tarih ve 2012/1150 sayılı iddianamede Avcıl için “Terörist olduğuna dair herhangi bir emare olmamasına rağmen terörist gibi gösterilerek kimsesizler mezarlığına gömüldüğü,” belirtildi. Avcıl’ın kaybedilmesinden sorumlu tutulan, dönemin Derik İlçe Jandarma Komutanı Tuğgeneral Musa Çitil için “Şüphe olsun olmasın sivil vatandaşları çeşitli şekillerde ve tamamen keyfi bir şekilde öldürdüğü anlaşılmıştır,” denildi. Savcılık, Avcıl dahil 13 benzer cinayeti de inceleyerek bu cinayetlerden sorumlu tuttuğu dönemin Derik komutanı olan Musa Çitil hakkında iddianame hazırladı. Halen Jandarma Genel Komutan Yardımcısı olarak görevine devam eden Tuğgeneral Çitil hakkında müebbet hapis istemiyle açılan dava, önce güvenlik gerekçesiyle Çorum’a nakledildi, ardından hızla görülen birkaç duruşmanın ardından, 21 Mayıs 2014 tarihindeki 9. duruşmada beraat kararı verildi."

Konuşmaların ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.