BASINA VE KAMUOYUNA- 4 Haziran Uluslararası Çatışma Kurbanı Çocuklar Günü'ne ilişkin yazılı basın açıklaması

4.06.2018

BASINA VE KAMUOYUNA

19 Ağustos 1982 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) tarafından, dünyanın çeşitli yerlerinde fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak sömürülen çocukların çektikleri acıları duyurmak, bu tip sömürülerin önüne geçilebilmesi için gerekli bilinci sağlamak amacıyla 4 Haziran Günü, çatışmalı ortamda Uluslararası Çatışma Kurbanı Çocuklar Günü olarak kabul edilmiştir. Kabul edilişinden bu yana geçen 34 yılın ardından, maalesef dünyanın birçok yerinde savaşlar, çatışmalar devam etmekte ve büyük kısmı çocuklardan oluşan insanlar yaşamını yitirmektedir.

Türkiye’nin de taraf olduğu ‘Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, çocuklar yaşam hakkına sahiptir ve çocukların yaşam hakkının güvence altına alınması ve korunması devletin temel yükümlülüğünün parçasıdır. Başta hükümet yetkilileri, TBMM’de grubu bulunan tüm siyasi partiler ve milletvekilleri, Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeler ve mekanizmalar üzerinden UNICEF, BM’nin insan hakları mekanizmaları ile AB ve Avrupa Komisyonu’nun tüm ilgili mekanizmaları sorumluluk sahibidir.

Biz insan hakları savunucuları, yukarıda saydığımız sorumluluk sahiplerine diyoruz ki; çocukların uğramış oldukları ve uğrayabilecekleri her türlü hak ihlalinden devletler ve hükümetler kadar, sizlerin de sorumluluğu vardır. Bugün dünyadaki tüm kurum ve kuruluşlar, çocuklara yönelik her türlü şiddettin farkına varmalıdır!

Türkiye, BM Çocuk Hakları Sözleşmesine taraf olarak, her bir çocuğun hak ve özgürlüğünü her koşulda korumak ve yerine getirmek yükümlülüğünü kabul etmiştir. Sözleşmenin 6 ve 27. maddeleri gereğince devlet içinde yaşayan her çocuğun yeterli yaşam standartlarından ve sağlık hizmetlerinden yararlanmasına ilişkin “Yaşama Hakkı” ve gelişiminin korunmasını sağlamalıdır. Ancak ne yazık ki, ülkemizde çocuklar her türlü şiddete uğruyor ve en temel insan hakkı olan “Yaşam Hakkı” bile elinden alıyor. 

Türkiye’de yaklaşık 40 yıldır devam eden çatışma ortamının en büyük mağdurları çocuklar olmuştur. Çocuklar bu çatışma ortamında; yaralanmış, hayatını kaybetmiş, aile bireylerini kaybetmiş, evleri ve okulları yıkılmış/yakılmış, sağlık hakkından mahrum kalmış ve yaşadıkları topraklardan göçe zorlanmışlardır. Özellikle 2015 yılı temmuz ayından itibaren yeniden başlayan çatışmalı süreçte çocukların yaşam, eğitim, sağlık gibi temel haklarından mahrum kaldıklarını belirtmek isteriz. Sadece bu 3 yıllık süreçte 100’e yakın çocuğun hayatını kaybettiğini, binlerce çocuğun ise aileleri ile beraber yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kaldıkları bağımsız kuruluşlarca hazırlanan raporlara yansımıştır. Yine 15 Temmuz darbe girişiminin akabinde ilan edilen ve halen devam eden OHAL’den kaynaklı güvenlik politikaları özellikle çatışma alanlarında yaşayan çocukların yaşam hakkını ciddi bir şekilde ihlal etmeye devam etmektedir. Özellikle zırhlı araç çarpması sonucunda 2008 yılından buyana en az 16 çocuğun yaşamını yitirdiği en az 12’sinin de yaralandığı tespit edilmiştir. 

Yaşanan bu ihlallerle ilgili başlatılan soruşturmaların büyük çoğunluğu cezasızlık ile sonuçlanmış olup en son Şırnak’ın Silopi ilçesinde Zırhlı aracın evlerine girmesi sonucunda göçük altında kalarak hayatlarını kaybeden Muhammed ve Furkan isimli çocukların ölümü ile ilgili açılan davada tek tutuklu sanık olan polis memuru davanın ilk duruşmasında tahliye edilmiştir.

Suriye’de yaşanan savaş nedeniyle ülkelerinden göç etmek zorunda kalan insanların göç yollarında ve akabinde sığındıkları ülkelerde yaşadıkları sıkıntılar tüm dünya kamuoyunun malumudur. Yeni bir hayat kurma umuduyla başlayan bu göç öykülerinin birçoğu ne yazık ki ölüm ile sonuçlanmakta olup Alan Kurdi’nin cansız bedeni hafızalarımızdaki tazeliğini hala korumaktadır. Ülkelerindeki savaştan kaçan mülteci çocukların büyük bir bölüm sığındıkları ülkelerde yeterli eğitim, sağlık ve barınma hakkına erişememekte, birçoğu yaşının ve gücünün çok çok üstünde işlerde çocuk işçi olarak çalışmak zorunda kalmaktadır. Devletlerin tarafı oldukları BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin maddelerine riayet ederek, insan hakları yükümlülüklerini yerine getirerek yaşam alanlarındaki şiddet ve baskının tarafı olmamasını, çocukların fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün korunması için her türlü tedbirin alınmasını talep ediyoruz.

Tüm ulusal ve uluslararası insan hakları kurumlarını tüm bu çocuk hak ihlallerini bizimle birlikte duyurarak, demokratik tepkilerini göstermeye davet ediyoruz.

İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ
Çocuk Hakları Komisyonu